damacana suyu sevmedi, sabah akşam tazelediğimiz iki ayrı su kabından çeşme suyu içiyor. kaynatılmış soğumuş suyla da arası yok. yaşadığımız yerin su kalitesi iyi o sebeple çok sıkıntı olacağını düşünmüyorum.
bizim bebek yağmur yağdığında mutsuz oluyor. yağmur sesi duyduğunda direkt sokuluyor bizlere. bir de geçen gün oyuncaklarını topladım diye küstü, uzun süre sadece yerde oturup pas vermedi.
özellikle yavru kedilerde başlanan ilk mama ile beraber verilebilecek(ya da kesinlikle önerilmeyen) ek gıdaların neler olabileceğine dair kafa karışıklıklarına çözüm getirmesini umduğum başlık.
kedimiz sokaktan kurtardığımız bir yavru kedicik. veterinerimizin önerisiyle yaşına uygun kuru mamayla başladık ama bizimkisi çoğu zaman bizim yediklerimize de gözünü dikiyor. şimdiye kadar yalnızca tuzsuz keçi peyniri ve iyi haşlanmış tavuk göğsü tattırdık. yavrucak çıldırdı bildiğiniz, bayılarak yedi, sindiriminde ve günlük tuvalet rutininde bir aksama yaşanmadı. biz kendisini alana dek dışarıda insanların neler verdiğini, damak tadının ne yönde geliştiğini vs. bilmiyoruz ama yine de yanlış mı yaptık emin değilim. bu ek gıdaları verdiğimiz günlerde devamı için ısrar etse de kendi mamasına yönlenmesi uzun sürmedi.
baharatlı, tuzlu, soğan-sarımsak içeren, şekerli ve yağlı ve çiğ gıda verilmemesi gerektiğini biliyoruz ama yine de tecrübeli arkadaşlardan gelecek fikir ve önerileri başlık altında okuyup bilgilenmek isteriz. şimdiden teşekkürler.
güncelleme: light ton balığına bayıldı (yağ değil su içerisinde olanlar) ve günde bir öğün üç yemek kaşığı kadar ılık suyla ıslatıp veriyoruz. dolaşım sistemine de olumlu etkilerini gözlemledik.
nd kitten ile başladık. yaralı ve bir bacağı kırık evlat edindik kendisini sokaktan. çabuk toparlanması için aldığımız tavsiye bu yöndeydi. henüz 6 haftalık ve hızlıca iyileşiyor. mamasını da reddetmedi, güzelce yiyor. fakat bundan sonra aynı mamayla mı devam etmeliyiz yoksa değişiklik gerekir mi, gerekirse böbrekleri yormayan temiz içerikli başka hangi mamalar kullanmalıyız diye araştırırken sözlüğe geldik. en sık takip ettiğim başlık burası olacak sanırım.
sakarya/serdivan için vetipati veteriner kliniği. veteriner yağmur hanım dünya tatlısı ve özellikle sokaktan yaralı kurtardığınız kediler için sizinle birlikte canla başla uğraş veriyor. gereksiz hiçbir uygulama yapmıyor ve ciddi durumlarda başka veterinerlerle muhakkak konsültasyonla hareket ediyor.
tam ihtiyaç duyduğumuz bir sözlük olmuş. her türlü sorun için didik didik internete bakmaktan kafamız karışıyordu. şimdi en azından insanların kedilerle yaşam tecrübelerini derli toplu bir yerden okuyup yeri geldiğinde danışabileceğimiz bir platform olması süper oldu.
yavru kediyi sokaktan annesinin yanından alıp, "biraz büyüsün sonra yine salarım" demeleri. kedi 5-6 aylık olunca "artık büyüdü kendini kurtardı, sokağa salabilirim" demeleri. bu kedilere yapılan en büyük kötülük. sokak yaşantısını öğrenemedikleri için sokağa koyduğunuz an sudan çıkmış balık gibi oluyorlar. bir köpeği arkadaş sanıyorlar ama köpek parçalıyor. insanları arkadaş sanıyorlar ama tekme yiyorlar, otoyolları tehlikesiz sanıyorlar ama arabalar eziyor. yapmayın!
bu sorunuma çare ararken böyle güzel bir video ile karşılaşmıştım hala güldürüyor bu video.
şaka maka bizimkinde işe yaradı. bir de ısırmaya başladığı dakika direk bırakıyorum ilgilenmiyorum odada tek bırakıp gidiyorum. evet içim acıyor ama ellerim de acıyor napayım.
kulak iltihabı, kulakta oluşan enfeksiyon, kulak uyuzu gibi durumlarda kullanılan merhem. kedinizin kulakları çok sık kirleniyorsa kahverengi siyah yoğun şekilde kir çıkıyorsa ya enfeksiyonu vardır, ya iltihaplanmıştır ya da kulak uyuzu olmuştur. işte bu durumlarda bu merhem devreye giriyor.
tarih 28.04.2019
saat 13:00
yer ulus atatürk heykel önü
katledilen, şiddet gören, bir lokma yemek uğruna canlarını veren hayvanlarımız için söyleyeceklerimiz var.
insan vicdanı kadar insandır, yaşam hakkına saygı duyan tüm vicdanlı dostları bekliyoruz
hayvana şiddet, kabahat değil suçtur! kötü davrananlar potansiyel değil! suçludur! suça ortak olma! unutma bugün ona, yarın sana...
#28nisanbüyükankaramitingi
şuan kızım ege yorganın içinde sağ kolumun altında, oğlum gümüş de yorganin üstünde sol kolumun altında yatıyor. ikisi de gurul gurul. her gün düzenimiz aynı. yatağa gectigim anda ege yorganı kaldırayım diye burnuyla itiyor gümüş de kendi etrafında 3 tur atıp kolumun altına yerleşiyor. sonrası guruldama zaten. dünyanın en güzel hislerinden biri olduğuna dair iddiaya girebilirim sanırım şuan. bunu hayatında bir kere bile olsun tatmamış insan net olarak eksik insandır. insanlığıma o kadar çok şey kattı ki kedilerim. iyi ki varlar. tüyleri kadar ömürleri olsun tüm tüylü dostlarımızın.
hayvan sevmeyen, yaşam hakkının kutsallığına inanmayan, doğaya saygısı olmayan hiç bir adaya oy yok !
öyle kucağına bir kedi alıp, poz vermekle olmuyor o işler...
kapıya gelen muhtar adaylarına bile, hayvanlarla ilgili proje ve düşüncelerini soruyorum, afallayıp kem küm edenleri ya da, kapımı açtığımda karşılamaya çıkan minnaklarımdan ürkenleri direk eliyorum ve tüm çevremi de bu konuda örgütlüyorum...
hayvanla alakası olmayıp, hayvansever gibi görünmeye çalışanlarda da çok sırıtıyor bu durum, hiç inandırıcı gelmiyor, hele ki, bir hayvanı bile sevmekten aciz olanın ise, insana, doğaya falan saygısının sevgisinin olması mümkün değil bence, nokta.
oğlum artık seninle aynı evin içinde yalnız kalınca bir tedirgin olmuyor değilim. olur olmadık zamanlarda gözlerini üzerime dikip kitlenmesen biraz daha rahat hareket ederim belki. biliyorum, bu ev senin, biz misafirleriz, buranın imparatoru sensin. ama beni daha az dövsen yaralarım daha çabuk iyileşir. bunu okuduğun an beni kesmekten vazgeç. teşekkürler anlayışlı çocuğum..
akşamları kucağımda tüm evi gezdirerek lambaları aç kapa oynamak. bir bebek gibi her seferinde heyecan ve merakla her gösterdiğim lamba anahtarını ya da duvarda asılı olan tablo vesaireyi koklamasını izlerken deli gibi mutlu olmak.
tam ihtiyaç duyduğumuz bir sözlük olmuş. her türlü sorun için didik didik internete bakmaktan kafamız karışıyordu. şimdi en azından insanların kedilerle yaşam tecrübelerini derli toplu bir yerden okuyup yeri geldiğinde danışabileceğimiz bir platform olması süper oldu.
“ismi lazım değil hayvan” diyen öğrencim vardı. domuz demek de günahmış güya. özür dileyerek x hayvanı anan kişilerde ortak özellik türcülük. hayvanları aşağılık ve pis görmek, kendi türünü en yüce kabul etmek gibi sebepler var altında.
diğer konuları konuşabildiğimiz, yazabildiğimiz mecralar varken burada kediler odaklı yazmak abartmak olmaz diye düşünüyorum. bir de kedilerle hayatı paylaşan insanların birçok konuya duyarlı olduğuna da eminim, yalnızca burada dile getirilmiyor olabilir. kendi adıma burada o konulara girmemeyi sıkıntılı bulmuyorum en azından.
dün yaptığım kedi çorbası tarifi: yarım havuç, iki küçük dilim bal kabağı (tatlı dilimi gibi düşünün toplamda avuç içi kadar), bir avuç minik doğranmış dana kuşbaşı, bir bardak kadar tavuk suyu ve tatlandırmak için çay kaşığının ucuyla zerdeçal, iki üç parça biberiye, çok az karabiber. hepsi bir güzel kaynadıktan sonra blendırdan geçirdim. mis gibi çorba oldu. bizimki bayılıyor çorbaya. arada bezelyeli ve tavuklusunu da yapıyorum.
akşamları kucağımda tüm evi gezdirerek lambaları aç kapa oynamak. bir bebek gibi her seferinde heyecan ve merakla her gösterdiğim lamba anahtarını ya da duvarda asılı olan tablo vesaireyi koklamasını izlerken deli gibi mutlu olmak.
tam ihtiyaç duyduğumuz bir sözlük olmuş. her türlü sorun için didik didik internete bakmaktan kafamız karışıyordu. şimdi en azından insanların kedilerle yaşam tecrübelerini derli toplu bir yerden okuyup yeri geldiğinde danışabileceğimiz bir platform olması süper oldu.
karneli evcillerimiz bundan böyle otobüslerde bizlerle beraber yolculuk edebilecek. karayolları taşıma yönetmeliğinde yapılan ve bugün resmi gazetede yayımlanan değişikliğe https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/... göre buna uymayan taşımacılar iki uyarı sonrası ceza alabilecekler.