bu bi bende var sanıyordum

birini taramaya başladığımda diğerlerini de mutlaka taramak. hak geçmesin tabiki.

kedicilerin en iyi olduğu konu

çok güzel çarşaf böreği yaparım hatta kedilerim de böreğime bayılır. ballı böreğimi de iştahla yiyorlar. mıykk.

kedi sevme sebepleri

"insanlari tanıdıkça kedilere daha çok bağlanıyorum" ... son derece doğru olmakla birlikte insan evlatlari muazzam olsaydi bile baglanasi canlılar. bakışları, sarılmaları, mirlamalari huzura giden en kısa yol...

kedi münasebetsizliği

şapşik'in münasebetsiz bir davranışı yok. ama bazen onu mıncırmam, istemediği halde öpücükler boğmam, ona şarkı söylemem, uyurken dayanamayıp kocaman göbeğini okşamam münasebetsizlik sayıyla bilir. ama şapşik iyi yürekli olduğu için bana hep sabır gösterir.
#kedivarsamutlulukvar

alışverişte güvenilir siteler

temizmama.com kullanıyorum bi aksilik çıksaydı başka siteleri de deneyebilirdim ama memnunum. bir de n11.com dan adres avantajiyla kum almıştım.

temizlikçi eve evin kedisi nereye

uzun zamandır eve gelip giden biriyse sorun yok. ama evi ve kedi sülalesini tanımıyorsa boncuk bey tırnak atar, pırtık en olmadık yere saklanır, fıstık evden kaçmak için camı tırmalar. hele elinde temizlik solüsyonu spreyi varsa... ortadan yok olur kedi ailesi. şeker dışında. çünkü kızım sağır. duymuyor evdeki hengameyi...

kedilerden şimdiye kadar öğrenilen en önemli şey



zaman zaman kedi gibi yaşamanın gerekliliği; fazla düşünmeden sadece ye - eğlen - uyu triosunu uygulamanın bünyeyi fabrika ayarlarına döndürdüğü gerçeği. her zaman ol(a)masa da arada yapmak şart.

yazarların kedilerinin isimleri

11 aylık roket oglum miço..

kedicilerin gördüğü en garip rüya

üniversiteyi kazandığım ilk yıl yurtta odamda yatarken gördüğüm, cinlerden dualardan falan geçilmeyen bir garip paranormal rüyadır. olay şöyle :

3 arkadaşımla beraber erzincana 10 dakika uzaklıkta çayırın çimenin ortasında bir köy evine keyif yapmaya gidiyoruz. altımızda da kendi arabamız var. eve gidiyoruz fakat paranormal ve düşük bütçeli korku filminden çıkma sahneler peşimi bırakmıyor. işte kapı çarpmalar, perdelerin havalanması dışarda fırtına ve birden çöken karanlık falan. tabi rüyada olunca korkudan ölüyorum nerdeyse. bunlar gerçekleşirken cidden garip olan bi sey oluyor. evin köşesinde bir şömine var, önünde de 3 tane taş . taşların öyle bir görüntüsü var ki her birinin sanki bir yüz ifadesi var. biri palyaço gibi, gülüyor ama ürkütücü. biri inanılmaz sinirli. biri de tamamen boş ve ruhsuz bakar gibi. hani kağıdı alıp elimizle buruşturur çöpe atarız ya, işte o tipte buruşuk kağıtlar evde garip garip olaylar gerçekleşirken önüme gelip gelip duruyor. bir şey, kağıdı açmamı istiyor ama ben korkudan açamıyorum ve önümde kağıtlar birikmeye başlıyor. açmadıkça bir tane daha bir tane daha geliyor. sadece izliyorum. en son artık dayanamayıp bir yeri arıyorum bizi kurtarın burda kötü şeyler oluyor diye. telefondaki adam bana nerde olduğumuzu soruyor, diyorum ki erzincana 10 dakika uzaklıkta bir köy evindeyiz. bir süre sessizlikten sonra adam bana dalga mı geçiyorsunuz ya siz benimle diyor. ya diyorum ne dalgası şu saatte geldik şu sürede geldik. diyor ki, siz şuan bingöle ait üç taşlar köyündesiniz. bizi sakın bulaştırmayın, başınızın çaresine bakın. şak diye de telefonu kapatıyor. tam o esnada da şömineden bu sefer ilk defa açık şekilde bir kağıt önüme düşüyor, hatta resmen kuş tüyü gibi süzülerek elime geliyor. bir bakıyorum, kâğıtta bingöl üç taşlar köyü. arabaya binip gitmek istiyorum ama bizim cayır çimen ortasındaki ev, uçurumun tepesinde bir eve dönüşmüş ve dışarda göz gözü görmüyor. tüm bunlar olurken, evin içinde bir kolon var ve kolonun arkasından bana görünen inanılmaz uzun, ayakları yerden sis gibi bir dumanla kesilmiş, kafası köşeli, gözleri büyük, çekik ve parlak bir şey görünüp görünüp duruyor. korkumdan kafamı çevirip tam bakamıyorum ama görüş alanıma giriyor. o arada bir başkasını arıyorum telefonla, beni burdan kurtar diye. onunla tam konuşacağım, bana görünen arkadaş birden üzerime karabasan gibi çöküyor ve ben şak diye hüngür hüngür ağlayarak uyanıyorum.

uyandığımda sabah ezanının daha ilk 5 saniyesi falan. ezan okunmaya başlar başlamaz açmışım gözümü. uyandığım ilk 10 dakika gerçeklik kavramından tamamen uzaktım. yurttaki odamı hala köy evi falan zannettim. köşede şömine görmeye devam ediyorum falan. neyse, biraz kendime geldikten sonra elimi yüzümü yıkayıp yatakta hemen gördüklerimi yazmaya başlıyorum. çünkü o kadar etkilendim ki unutup araştıramamaktan korkuyorum. yukarı çıkıp bir sigara içip kendime geliyorum.

aynı gün içinde hala rüyanın etkisinden kurtulamamış olduğumdan, ben bunu yorumlayacak birini bulmayı kafaya takıyorum ve ismi esra olan büyü fal işleriyle uğraşan genç ve oldukça tatlı bir kadının kapısını çalıyorum. kadını bulana kadar göbeğim çatladı bu arada. neyse. kadına her şeyi anlatmaya başlıyorum, tam kolonun arkasından bana gözüken şeyi anlatacağım, inanılmaz uzun boylu diye başlamamla beraber kadın konuşmamı kesip bana benim cümlelerimle gördüğüm şeyi tarif ediyor. ayakları yerden sisle kesilmiş, kafası köşeli, gözleri böyle böyle miydi diyor. ben şok tabi, ellerim ayaklarım titriyor. kadın bana 3 taşı ve bu gorunen şeyi, 4 büyük cin padişahı mı kabilesi mi ne olarak uzun ve ayrı ayrı açıklıyor. sonra da diyor ki sana görünenden hiç korkma, o seni ferahlatmak için gelmiş. 2 gece sonra bir haber alacaksın ama güzel bir haber ve sen bunu uzun zamandır istiyorsun, ailenle ilgili bir haber diyor. tabi o 2 gece geçene kadar bana ne uyku var ne rahat. geceleri tavanı izleye izleye bir hâl oluyorum. 2 gece sonra hiç unutmam gece saat ikiye yirmi kala annem beni arıyor. biz babanla boşanmaktan vazgeçtik, uyumamışsındır diye arayayım dedim dayanamadım deyip şak diye kapatıyor telefonu. işte bu rüyadan sonra ismine ne dersek diyelim başka türden şeylerin varlığına kesinlikle inanıyorum. cin, negatif enerjilerin kütlesel birikimi, peri, hayalet. artık adına ne dersek diyelim. baştan sona garipliklerle dolu bu rüyada eklemeyi unuttuğum 2 de detay var. biri, esra denen kadının yanına gittiğimde rüyamı anlatmaya baslamadan kadının bana "canım bi 5 dakikaya kadar sırtına dayanılmaz bi ağrı saplanacak, ama çok kısa sürecek hiç korkma." demesinden cidden 5 dakika sonra beni koltukta bile oturtmayacak bir bel ve sırt ağrısı geliyor. cidden de 30 saniye bile sürmeden geçiyor. diğer ayrıntı ise, 3 taşlar köyü gerçekten var mı diye google'da önüme çıkan yüzlerce türkçe yabancı sayfayı inceledim. eskiden varmış, arkeoloji çalışmaları falan yapılmış hatta sanırım kanadaki arkeolog grubu tarafından. sonra ne olduysa bitmiş o kazılar. bunu okuduktan sonra ben bu köye gitmeliyim diye kafayı yemiştim. allahtan yapmadım öyle bi şey. insan inanıyor bi şey olacağına. olacağı yoksa bile psikolojisinin bozulup o sekilde geri geleceğine. çok da girmemek lazım böyle işlere o yüzden. okuyup da kendini germesin ama hicbir yazar, inanıyorum ki kalbinde inanç olan ve böyle şeylerle uğraşmayan kimse bundan bir zarar görmez. belki de tüm bunlar enteresan tesadüfler sonucu yaşadığım ve bir araya getirilince de bu anlamları içeren birtakım tesadüfler zinciriydi, kim bilir?

kediyi klozete alıştırmak

annemin küçükten beni kuma alıştırdığını düşünelim. ilkokulda teneffüste bahçeye ağacın kenarına çömelip kaka yaptığımı sonrada ayaklarımla onu gömdüğümü. ilkokuldan itibaren alay konusu olurdum değil mi. a bu o salak çocuk derlerdi. tuvaletini kuma yapıyor ahahahaha derlerdi bana. üniversiteye gidip kum olmayan bir bahçede sırtımda kumla gezdiğimi bir hayal et. kız arkadaşın olmaz, ezik, sessiz bir tip olursun kimse seni sevmezdi dimi, dışlardı herkes seni. garip bir adam bu yahu, aman selin bu çocuk yine seni kesiyor uzak dur şundan sırtında kumla geziyormuş derdi kızlar. koridor reisi gelip kardeş kumla falan geziyormuşsun garip garip hareketler ayağını denk al derdi. solcu yoldaşlar gelip bu bir metafor mu rene toprağın kutsiyetini ve emekle olan bağını vurgulamak için mi sırtında kumla geziyorsun derdi. halbuki sadece tuvaletimi yapmak için onunla geziyorum.

işte kediyi insan usülü tuvalet yapmaya alıştırmak da onun çevresinde aynı etkiyi yapacak. arkadaşları ona gülecek, dışlayacak, yalnızlaşacak çocuk. küçükten öğrettiğin için neden diğer kedilerin onu dışladığını ve sevmediğini hiç bir zaman anlamayacak. böyle sorumsuzluk olmaz. bırakın kedi kuma yapsın insan da klozete.

yazarların kedi kumu tercihleri

lindocat ince taneli bentonit kum kullanıyoruz şu an. topaklanma sorunu yok ama koku için aynı şeyi söyleyemem. tamamen koku örtenlerin de doğru olacağını pek düşünmüyorum, yabancılık duygusu yaratabilirmiş gibi geliyor bana kedilerde.

güncelleme: sanicat antibakteriyel marsilya sabunu kokulu bentonit kuma geçtik, sabun kokusundan rahatsız olacağını düşünmüştüm ama öyle olmadı. daha az tozuması, daha iyi topaklanması gibi artıların yanı sıra etrafa saçılması ve taşınması da azaldı. koku yok denecek kadar az.

son güncelleme: 1 hafta sorunsuz kullandıktan sonra kendiliğinden ortaya çıkan saçma bir kokuyla beraber (her akşam kumu, iki haftada bir de kabı temizliyoruz) shuri çiş ve kakayı kapatmamaya, sürekli açık bırakmaya başladı. hem bunun etkisiyle hem de sabun kokusunun gitgide dayanılmaz bir karışık kokuya dönüşmesiyle acilen eski kumu olan lindocat’e dönüş yaptık. şimdi düzene girdi. sanicat başta topaklanıyor falan dedim ama lindocat’in yapmadığı çamurlaşmayı gördüm bunda da. böyleli.

kedi cafe

eskişehir'deki maalesef kapandı

yemek yerken kedinin boğazında kalması

en korktuğum durum hatta fobi bile diyebilirim. boğazında birsey kalir da kurtaramam ne yaparım o panikle hic bilmiyorum ve cok korkuyorum. bazen boğuluyor gibi oluyor düzelene kadar aklım gidiyor kendi kendine cikartiyor sonra genelde ama hadi diyelim yapamadi ya da tam kusacak kusamadı kaldi boğazında ne olacak ne yapmalıyız?

koca kafa

yaşadığı talihsiz olay sonrasında felç kalan ama bu olaydan sonra bile yaşama sevincinden bir şey kaybetmeyen, kedi sözlük birinci ankara buluşmasına gelerek buluşmanın tek kedi katılımcısı olan güzel gözlü kedi. merak edenler ve takip etmek isteyenler için buyrunuz: https://instagram.com/koocakafa?utm_sour...

kedilerin en sevdiği yiyecekler

midye :) özellikle limonu sıkılmış tercih eder

2018 yılının tek cümlelik özeti

çok ağır kaybım oldu.