11-25 kasım 2018 hayvan hakları yasa tasarısı protestoları
katılım oranı çok çok önemli, umarım tüm illerde meydanlar hayvan dostlariyla dolar. daha önce çok sasirttik; beklenmedik bir katılımla yine yapabiliriz. tabiiki ben de ciddi bir aksilik olmadığı takdirde orda olacağım.
orijen
5 buçuk kilosu 365 lira olan, kaliteli ancak çok çok pahalı kedi maması markası.
alttaki giriye ithafen edit : cins kedilerimin ikisini de satın almadım. 3-4 bin lira falan da vermedim. vermiş olduğum varsayımında bile 5 buçuk kilo mamanın 365 lira fiyatı her şekilde yüksek. saldırmış olmak için saldırmaya gerek yok.
hayvan kelimesinden önce özür dileyen insan
“ismi lazım değil hayvan” diyen öğrencim vardı. domuz demek de günahmış güya. özür dileyerek x hayvanı anan kişilerde ortak özellik türcülük. hayvanları aşağılık ve pis görmek, kendi türünü en yüce kabul etmek gibi sebepler var altında.
yazarların klinik önerileri
ankara için,
14 tane klinik ve kliniktenbozma olduğunu sonradan anladığımız yer gezdikten sonra,
terapi veteriner kliniği, ıbrahim gülen hoca veya ömer beşaltı hoca.
gözüm kapalı kendimi bile emanet ederim,
kanlı ishal teşhisi koyulan, "yaşamaz aldığınız yere verin, yenisini versinler" gibi insanlık dışı cümlelerden sonra,
batıkentte bir sepet içinde ağlaya ağlaya, taksiye borçlanarak 3 aylık french bulldog cinsi kızımızı götürmüşlüğümüz vardır.
hala hatırladıkça içim titrer.
ağlamaktan konuşamaya konuşamaya ibrahim abimize elimizde sepetle telefon ettiğimde hemen getir demişti, sakince.
kızımı ona teslim edip, kendimiz iki ayrı koltuğa yığılvermiştik.
uzun uzun bana durumu anlatıp, "bak sakın korkma ama hazırlıklı ol iyi de olabilir, kötü de olabilir, canlı bu çocuklar, herşey olabilir, şimdi hiç bir şey düşünme, dışarı çık, bir kahve sigara iç, sakinleş kendine gel beni bi rahat bırak duruma bir bakayım" demişti.
hala hatırlamam, dışarı çıkıp çıkmadığımı, sadece çok titrediğimi iyi hatırlıyorum.
bir de ben biraz takıntılıyımdır, iyileştiği öğleden sonraya kadar (23 günde iyileşti çocuğumuz), 2 saatte bir kliniği aradım.
24 saat açık olmasına rağmen, analık işte güvenememiştim sabaha karşı 4'te aramışlığım vardır kliniği.
ve benim için en can alıcı nokta, yine analık içgüdüsüyle taksiye atlayıp gece 3'te kliniğe gitmiştim.
camdan gördüğüm manzara, benim kız nöbetçi hekimin kucağında fosur fısır uyuyor; garibim hekim elinde serum şişesini yukarda tutmaya çalışırken pc ekranına bakıyor.
meğer yattığı yerde çok ağlamış, nöbetçi hekim de kıyamamış, kucağında uyutmuş,
bir de bana normal normal anlattı, ne kadar güzel kalpli bir insan, hekim olduğunun farkında olmadan.
ahhahaha güldüm mü ağladım mı emin değilim hala.
kısaca yaşamaz dedikleri, zaman zaman ibrahim abimizin gözlerini de dolduran, klinikteki istisnasız bütün personelin benim yerlere yapışa yapışa ağlayan halime gözleri dolan, her fırsatta güler yüz gösteren bir yuva bizim için.
anlatmak istedim, reklam gibi olmasını istemem hatta olsun da zararı yok çünkü canlarımız emanet ediliyor hekimlere, kliniklere.
minnet borcumu buradan da duyurmak istedim.
edit: terapi klinik, mucize şekilde bir anda aklıma gelmişti, "euraka, amcamın köpeğinin veterineri var, ona soralım dediğimde, amcam tavsiye edip numarasını vermişti.
biraz da bu yüzdendir mucizesi, son anda aklıma geldiği için.
sözlük yazarlarının kedilerini paylaşıyoruz kampanyası
gorkmen'in kedileri kimyon ve mırmır.

bu bi bende var sanıyordum
çocuklardan birini öpünce, gidip diğer ikisini de öpmek.
arka bahçemde defnettiğim çocuklarıma soğuk camı öperek her gece iyi geceler demek. dalga geçmeyin (gülücük)
kedi aknesi
terramycin iyi geliyor. oldukça azaldı, yenmek üzereyiz inşallah.
sahiplenme evlat edin, sahiplendirme evlat edindir
bir kedi sahip olunacak bir nesne, mal değildir. ancak evlat olarak görüp, evlat edinilmesi gerekir.
kedicilerin gariplikleri
bütün scottish fold kediler acı çekiyor yalanı
scottish falan bilemem, aklım ermez fakat şu inandığım bir gerçek,
ki ailemizde de olmasına rağmen, bütün cins kediler yani cins diye tabir ettiğimiz ırklar hep sorunlu oluyor,
yavrucakların hastalıklarını öngöremiyoruz, görebildiklerimize de fazlaca müdahale edemiyoruz.
başlıktan sapmış gibi olmazsam şayet, siyam ve iran kedileri en çok sorun yaşadığımız, böğüre böğüre çare aradığımız ırklar oldu şimdiye kadar.
maalesef ve maalesef.
aklım çıkıyor birşey çıkacak diye,
kimyager, kasap ve biyolog olma eşiğine geldik nerdeyse, özellikle beslenmeleri konusunda; yatkın oldukları hastalıkları araştıra araştıra önlem alabilmek adına,
özellikle barf belimizi büktü maddi ve zihinsel olarak.
özel ırkların yatkın olduğu böbrek sorunlarıyla karşılaşmamak adına, miligram, gram hesaplarıyla kemik, sakatat, löp et oranları; aminoasitler derken bazen "eeeaah yeter ama yahu at önüne balığı kemirsin sıpa" diye ağladığım zamanları biliyorum.
başlık sahibinden af dilerim, konudan saptığım için nasıl dolmuşsam kimbilir.
kedi sözlük yazarlarının yaşadığı semtler
çok gezdi bizim kediler. şu anki kızım bizimle izmir karabağlar'da yaşıyor.
kedili eve yeni bir kedi dahil etmek
on küsur yıl önce yavaş yavaş alıştırma taraftarıydım,
nitekim oldukça işe yarayan bir yöntemdir usulca, sakince koku yöntemiyle alıştırmak.
fakat ne olduysa son iki, üç senedir eve giren çıkan kedigillerin haddi hesabı olmayınca yeni kedinin kafesini salonun ortasına koyup, 15 dakika ortada hiç bir değişiklik yokmuşçasına devam ediyorum her ne yapıyorsam,
tabii evin esas yetişkin oğlanı yavaş adımlarla kafes etrafında dolanmalar, koklamalar, sonra tıslamalar, kükremeler etc,
tabii göz ucuyla kontrol bende bu esnada,
sonra haydi vira bismillah diyerek, 15 dakika sonra esas oğlanı mamayla oyalayarak yeni kedinin kafes kapağını açıyorum,
yüz yüze geldikleri anda, yeni kedi hep sıvışıyor bir yerlere,
en fazla 1 saat gırlamalar, tıslamalar ve kükremeler,
benim panik ataklarım derken,
her ne hikmetse ertesi sabah yan yana ayrı mama tabaklarından ciğer yer hale geliniyor,
_bu arada barf ile besleniyoruz_
tabii yatırım tavsiyesi asla değil,
bizde durum böyle'yi anlatmak istedim.
bir de sanırım kediler tanışırken insanların ve evin enerjisi çok önemli,
en ufak bir stres tüyosunu bile koklayabiliyorlar.
unutmadan, benim kedim çok agresif bir kedi değil fakat 4 yaşında yetişkin kısır bir erkek.
öyle.
kedili çizgi romanlar
hem sokakta hem evde yaşayan kedi
sokakta yaşayan kedi evde hayli hayli yaşar bence.
kedi götünü görmüş yaram var demiş
deyimler sözlüğüne giren deyimlerimizden. hasta olduğunu söyleyenlere "turp gibisin, hiçbir şeyin yok" anlamında kullanılan sevmediğim deyim.
kedinizin hayatını kaybetmesi
allah gecinden versin,çok üzücü olur...offf