birden fazla kediyle yaşayan kediciler

5 çocuğum var.3'ü torun aslında:) balkonumda ve sokağımda baktıklarımı da hesap edecek olursak oldukça kalabalık bir aileyiz.daha büyük bir evim olursa ev halkı nüfusumuz da artacak.çünkü şu an yeryüzünde beni, onların evdeki koşturup boğuşmalarını seyretmek kadar mutlu eden bir şey yok.çok kedi her zaman tek kediden iyidir.

kara kedi

bu isimde bir de rock grubu vardı 2000'lerin başında. 2003'teki albümleri dışında bir çalışma yapmadan dağılmışlardı. daha fazla bilgi için bakınız:

http://www.anatolianrock.com/Kara_Kedi/

kedili filmler

(bkz:a street cat named bob)
türkçeye sokak kedisi bob olarak çevrilen, çok da beğendiğim bir film.

yeni doğan bebek kedi bakımı ve beslenmesi

maalesef insanlarda olduğu gibi kedilerde de yeni doğanlar çeşitli nedenlerle öksüz kalabiliyorlar. bu tatsız durumda çoğunlukla çocuk esirgeme kurumu misyonu, biz kedicilere düşüyor. bu sayıda sizlere bebek kedi ki, bundan sonra “minnak” olarak adlandıracağım kedilerin, bakımları ve beslenmeleri ile ilgili hayati bilgiler vermeye çalışacağım.

öncelikle bu minnaklar neden öksüz kalıyor? bu sorunun cevabını bulmaya çalışalım. en sık rastlanılan birinci neden anne hayatını kaybediyor. ikinci neden, isteksiz anne kedi, ki çoğunlukla daha bir yaşını doldurmamış oluyor ve kendi gelişimini tamamlamadığı için bebeklerine bakmıyor, bakamıyor. bazı anne kediler çok ilginç bir şekilde yeni doğurduğu yavrularını güvendikleri bir kedicinin evine, balkonuna, kapısının önüne (bir nevi cami avlusu) bırakabiliyorlar. sonuçta her nasıl ve ne nedenle olursa olsun her sene onbinlerce minnak öksüz kalıyor. unutmadan bunlara ek bir neden daha var ki bu çok daha vahim. biliyorsunuz bizde kedi olsun köpek olsun bir canlı sahiplenmek isteyenlerde ne kadar küçük olursa bana o kadar iyi alışır, sever diye (annesi gibi görür mantığı) çok ama çok yanlış bir inanış var. bu şekilde daha gözlerini açmadan annesinden koparılan minnaklarda, bence öksüz gurubuna giriyor. nihayet potansiyel kedicilerin bu alışkanlıklarını bilen bilinçsiz ve kötü niyetli pet shoplar da bu zincirin son halkasını oluşturuyorlar. yeri gelmişken açıklamakta fayda var 2 aydan önce annelerinden koparılmış yavrular sonrasında bir ömür süren bedensel ve ruhsal problemler yaşıyorlar. siz siz olun sakın bana daha iyi alışır diye bir yavruyu, annesinden 2 aylık olmadan ayrılmasına vesile olmayın.

yeni doğan minnakların bakım beslemesine üstlenmeden önce yapmamız gereken en önemli sey, minnakların kaç haftalık olduğunu bilmektir. çünkü bakım beslemeyi doğru formül ve uygun sıklıkta yapabilmek için minnağın kaç haftalık olduğunu gerçeğe yakın tahmin etmeliyiz.
“0 haftalık” yeni doğmuş bir minnağın vücudu 12-17 cm (kuyruk dahil) uzunluğunda ağırlığı ise 80-140 gr olmaktadır. doktora çalışmam sonucunda ankara minnaklarında bu değerler ortalama14cm/114gr olarak belirlenmiştir. gözler kapalı, kulaklar kıvrıktır. görme ve duyma yetenekleri olmadığı gibi harekette edemezler. ağızlarında hiç diş yoktur.
“1 haftalık” minnağın gözleri tam olmasa da hafif açılmıştır. gözler bu yaştan 3 aylık olana kadar tüm minnaklarda istisnasız gri-mavi renkli olur.
“2 haftalık” minnak hafiften hareket etmeye daha doğrusu emeklemeye başlar.
“3 haftalık” minnağın dişleri ki sonradan kalıcılarla yer değiştirecek olan süt dişleri hafiften belirme başlamıştır. hareket daha artmış emeklemeden yürümeye geçmiştir.
bu hafta önemli çünkü 3.hafta minnağın ilk katı yiyecekleri alabileceği haftadır.
“4 haftalık” minnak artık koşup yaramazlık yapmaya başlamıştır. tuvalet eğitimi (kuma alıştırma) bu hafta bitmeden verilmelidir.evet yardıma muhtaç on binlerce öksüz minnaktan şanslı olan birisi ile karşılaştınız. artık o can bundan sonra size emanet. uzun ve zorlu bir maraton sizi bekliyor.
öncelikle yapmanız gereken yukarıdaki bilgiler ışığında minnağın kaç haftalık olduğunu tahmin etmek. bundan sonra eksiksiz yapmanız gerekenleri 3 başlık altında anlatacağım. sıcak tutma, besleme, kaka ve çiş yaptırma. bu üçünden birini yanlış veya yetersiz yapmanız minnağın hayatına malolacaktır.

1- sıcak tutma : kediler biliyorsunuz sıcağı sever. minnaklar ise sıcağa muhtaçtır. bulunduğu ortam (ortam derken tüm odayı değil minnağı içine koyacağınız kutucuk) 30 c nin altına düşmemelidir. bunu sağlamak için sıcak su termosu, elektrikli battaniye, ısıtıcı lamba olduğu gibi bir şisenin içine sıcak su koyup, etrafını yakmasın diye sardıktan sonra yanına koymanız da yeterli olabilir. ama tercih sizin sevgi, şevkat dolu sıcacık koynunuzdur…

2- beslenme : evet önce kedimizi ısıttık şimdi işin en zor tarafı geldi. öncelikle dışarıdan edinmeniz gereken şeyler var. biberon ve mama. minnaklar için üretilmiş ve bir çok veteriner kliniği ve pet shoplarda bulabileceğiniz biberonlar olduğu gibi eczaneden temin edebileceğiniz damlalık veya enjektör (2 cc lik) işinizi pek ala görebilir. eczane demişken bir minnağın hayatını kurtarmak için ihtiyacınız olan şeyleri temin etmeniz için bulunduğunuz yerde kedi köpek veteriner kliniği olmasına gerek yok. bir eczane olsun yeter. konumuza dönecek olursak imkan varsa tercihiniz tabiî ki özel minnak biberonu olmalıdır. bu sayede hazırladığınız sütün minnağın ciğerlerine kaçmasına ve hava yutması gibi istenmeyen durumların önüne daha rahat geçilebilir.
mama olarak birinci tercihimiz yine minnaklar için hazırlanmış hazır süt tozlarıdır. ayrıca piyasaya yeni çıkan tetra pak kutu minnak sütleri de bu amaçla kullanılabilir. bu ürünleri teminde güçlük çekiyorsanız her eczanede bulabileceğiniz bebekler için hazırlanmış süt tozu şeklindeki bebek mamalarıdır. bu iki öneri dışında hiçbir şeyi kesinlikle kullanmayınız. inek sütüne su katma, pirinç suyu koyma, yok yumurta kırma ve bunun gibi bir çok yöntem artık çağdışı ve minnakların yaşam güçlerini olumsuz yönde etkiliyor. şimdi internetten baktım bu mamaların eczane fiyatları bir paket sigaradan biraz fazla. bunları niye yazıyorum minnak maması yapacağım, ucuza mal edeceğim diye uğraşmanıza gerek yok gidin eczaneye ve bir bebek maması alın. internette o kadar çok acayip formül ve tarif var ki hepsi birbirinden yaratıcı ama hiçbir işe yaramıyor, riskli hatta ölümcül. evet mamamızı ve biberonumuzu aldık şimdi mama hazırlama zamanı. minnak için olanı üzerindeki tarife göre, bebek için olanı ise üzerinde yazan sulandırma oranının yarısı kadar kaynamış suyla karıştırıyoruz. niye yarısı? çünkü kedi sütü içerik olarak insan sütüne göre daha yoğun ve zengindir. amacımız daha az su katarak minnağın ihtiyacını karşılayabilecek besin değeri yüksek yoğun bir süt elde etmek. hazırladığımız mamanın sıcaklığı bir diğer önemli ve hayati konu. ne çok sıcak ne de soğuk olmalıdır. ideal vücut sıcaklığında. mamanın sıcaklık testi çok basit, tüm anneler bilir: bileğin iç kısmına bir damla yöntemi. eğer minnakta emme refleksi varsa sorun yok biberondan hemen emmeye başlayacaktır. emme güçlüğü olanlarda ise damlalık veya enjektörle mamayı azar azar, damla damla yutkunmasını bekleyerek vermek daha doğru olacaktır. dikkat edilmesi gereken konulardan birisi de beslenme pozisyonudur. sırt üstü veya yatarak besleme sakıncalı olabilir. en uygun pozisyon için doğayı taklit yani annesini emen bir minnak resmine bakarak örnek alabilirsiniz.
beslenmede en önemli ve son kısma geldik, mamayı ne sıklıkta ve miktarda vereceksiniz? minnak 1 haftalık olana kadar 2 saatte bir en az 5 ml. evet bu uykusuz geceler demek ama korkmayın sadece 1 hafta sürecek. minnak 1 ile 2 haftalık yaşa gelince gündüz 2 saate bir gece 4 saatte bir en az 8 ml.mama veriyoruz. 2 ile 3 haftalık olunca gündüz yine 2 saate 1 ama gece artık siz yatmadan önce bir kez ve 8 saat sonra maraton tekrar başlıyor. miktar 10 ml. 3 haftalıktan sonra biliyorsunuz dişler belirmeye başlıyor ve artık katı gıdalara geçebilirsiniz. geçiş sürecinde sütü birden kesmeden katı mamayla karıştırarak vermelisiniz. katı mama olarak konserve minnak mamaları kullanılmalı, teminde güçlük varsa yağsız pişmiş kıyma veya light ton balığı verilebilir. bu mamayı küçük bir mama kabında, günde 4 kez ve kısıtlama olmaksızın yiyebildiği kadar verebilirsiniz.

3- kaka ve çiş yaptırma: normalde annelerinin yalayarak yaptıkları bu işlevi biz de onları taklit ederek yapacağız. beslenmeden hemen sonra karnına ve sırtına parmaklarınızla küçük küçük masaj yapınız. bu hareket gaz çıkarmasına ve sindirimine yardımcı olacaktır. daha sonra sıcak suyla temas ettirilmiş yumuşak bir bez, pamuk parçası veya en iyisi kulak pamuğunu poposuna hafifçe masaj yaparak sürünüz. aynı işlemi cinsel organına da yapınız. pamuk sararınca çişini yapmış demektir. kakayı zaten görürsünüz :)

eğer sizin minnak mamasını yemez, kusar veya kakasını yapamaz ise mutlaka veteriner hekiminize danışmalı ve ondan yardım almalısınız. ayrıca alacağınız tüm ürünlerin son kullanma tarihlerine bakmalısınız. tarihi geçmiş veya son kullanma tarihi olmayan mamaları kesinlikle almayınız.

son olarak süt annelik kurumunun kediler aleminde de var olduğunu belirtmeliyim. evet yanlış duymadınız kedileri tanımayan nankör ve bencil olduğunu düşünenlerin çok şaşıracağı bir şey ama yeni doğum yapmış anne bir kedi kendisiyle hiçbir kan bağı olmayan bir minnağı benimseyip onu emzirebilir. bazen yeni doğum yapmasına da gerek olmayabiliyor. annelik iç güdüsü çok yüksek olan bu kedilerin minnağı görmesi yeterli önce yalamaya başlıyor ve bir süre sonrada emziriyor.

minnakcı sevgi ve saygılarımla
dr.s.tarkan özçetin
kaynak: (bkz:kedici dergisi)

kedilerin gariplikleri

çamaşır makinesinin kapağını açmamız için yalvarması

kedili şiirler

sayıklama

kedim, ayak ucuma büzülmüş, uyumakta;

iplik iplik sarıyor sükûtu bir yumakta,
hırıl hırıl,
hırıl hırıl…

bir göz gibi süzüyor beni camlardan gece,
dönüyor etrafımda bir sürü kambur cüce,
fırıl fırıl,
fırıl fırıl…

söndürün lâmbaları, uzaklara gideyim;
nurdan bir şehir gibi ruhumu seyredeyim,
pırıl pırıl,
pırıl pırıl…

sussun, sussun, uzakta ölümüme ağlayan;
gencim, ölmem, arzular kanımda bir çağlayan,
şırıl şırıl,
şırıl şırıl…

ne olurdu, bir kadın, elleri avucumda,
bahsetse yaşamanın tadından başucumda,
mırıl mırıl,
mırıl mırıl…

necip fazıl kısakürek

amerika'da her yıl barınaklarda 2.7 milyon kedi köpeğin öldürülmesi

o hayran olduğunuz hayvansever amerika kendi söylüyor. ben her yıl 2.7 milyon hayvanı öldürüyorum diye. 2 nokta 7 milyon. 2 milyon 700 bin kedi köpek. hiç gözünüzde canlanıyor mu? her yıl. 10 yılda 27 milyon eder. amerikaya gidip bin barınak gezsem, oradaki harika şartları, hayvansever görevlileri görsem ne değişecek. milyonlarca öldürüyorlar ama aslında çok iyi, hayvansever insanlar mı diyeceğim. orada herkesin beyni sulanmış hiç bir şeyi sorgulamıyorlar. imkanları yok fakirler mi diyeceğiz.
ben demiyorum bizim memlekette her şey güllük gülistanlık, barınaklar harika, herkes hayvan sever ama öldürmüyoruz en azından. onlardaki gibi sistemli bir ötenazi yok. oradaki gibi bunu yapmak isteyen çok ama burada buna kimse cesaret edemez, gücü yetmez. çünkü biz izin vermeyiz, ülkeyi ayağa kaldırırız...

kedinizin hayatını kaybetmesi

en az 70 santim derinliginde bir cukura gömünüz. kediniz hayattayken ve hatta gencken bunlari planlayiniz. tedbir almak ömür kısaltmaz.

mırmır

yeni kedi sözlükçümüz. aramıza hoş geldiniz.

gülücük

kedi öpücüğü diyorum ben, minnoş kızım sadece bana verir, tek bana...(bencil annee)

yazarların klinik önerileri

mersin icin greenvet veteriner klinigi ile petgen veteriner klinigi. canli sever, isinde de cok iyi hekimler barindiran klinikler

kedilerin aslında demek istedikleri

anlamak isteyen her canlının söylediklerini anlar.

kedilerle sohbet etmek

benimki konuşmayı bırakın miyavlamıyor bile! ama fevkalade bir dinleyici. uzanıyorum, başlıyorum anlatmaya “ben küçükken ne çektim be!”diye. bazen ben anlatırken dikkatinin dağıldığını hissediyorum, kuyruğunu kovalıyor, kulak içi temizliğe girişiyor..vs. biraz kırıcı olmuyor değil.

nora

hoşbuldumm. valla facebookta " kedi sözlükte yazıyor musun? yazsan ne güzel olur " postunu görünce gözlerimden kalpler çıktı " yazmam mı, bir de bayıla bayıla okurum bile " deyip koştum sözlüğe.

kedilerde çiğ et tüketimi

sanırım daha yavru iken alıştırmak gerekiyor. yoksa büyüdükten sonra verseniz de yemiyorlar, bu tür besinleri benimsemiyorlar.

haylazhayta

yeni yazarımız. aramıza hoş geldiniz.