haftada 2 kere birlikte haşlayıp yaş mama haline getirdiğim tavuk ciğeri, ıspanak, havuç ve kabak. onun haricinde günlük bir miktar kedi maltı veriyorum sindirim sistemini düzenlesin diye. arada yoğurt, tuzsuz peynir, yumurta sarısı, haşlanmış tavuk&et verdiğim de oluyor ama ufak miktarlarda. verdiğim şeyin içeriğinde baharat, şeker ve tuz olmamasına özen gösteriyorum.
sırtımdaki dövmeyle ben de dahil oluyorum buraya. fakat öyle bişey ki hala açıp açıp kedi dövmelerine bakarken buluyorum kendimi. bu sefer nereme yaptırsam diye. kedi sahiplenmek gibi dövme yaptırmak da bağımlılık yapıyor. hep daha fazlasını istiyor insan
kedim olmadığı için sokak kedileri ile yapabildiğim eylem.
zihnimi okuyabilen bir canlıya konuşarak bir şeyler anlatmaya çalışmanın çaresizliğine karşı "ne yapıyor yahu bu salak" bakışı ile cevap vermeleri ise paha biçilemez.
nereye gitsem yanımda götürmeye çalışıyorum ama eğer götüremeyeceğim bir yerse de nişanlım beye bırakıyorum. kedimize bakmasından ileride nasıl iyi bir baba olacağını da gösteriyor beyefendi.
kızım fondue tam da böyle bir kedidir. gözleri ile anlaşır, sevgi saçar. yatağa gelir, saçınızı ve yüzünüzü yalar. yattığı yerde gıdısını sevdirir ama asla kucağa gelmez ve kucağa aldırmaz kendisini.
kedi sözlük birinci istanbul buluşmasında en son aramıza katilan, projeleriyle, aktif hayvan dostu çabalarıyla çok mutlu eden yazar arkadaşımız. yaptıgı ve yapmayı planladığı güzel işlerle iyi ki tanıştık dedirtmiştir.