amerika'da bağımsızlık bayramını (4 temmuz'u) çoşkuyla kutluyorlar.
evlerde 4 temmuz kurabiyeleri yapılıyor, pişirmeye üşenenler için fırınlar, pastaneler 4 temmuz için özel yapılmış türlü, çeşitli kurabiye, pasta, vs. var hepsi bayraklarının renginde mavi beyaz kırmızı, kimi pastaların üstünde minik bayraklar var..gece fener alayı, gündüz piknikler, mangal partileri, bizde maalesef değil kurabiyeler yapmak, bayrak asmaya üşeniyorlar. kimisi de üşenmek değil ulus bilinci yok, zafer bayramının, atatürk'ün kıymetini bilmiyor. yazıklar olsun. bir amerikalı bir türk vatandaştan çok daha vatansever.
adamlar bayramlarına sahip çıkıyorlar.
bizde ise cadılar bayramı için günlerce hazırlık yapmaya üşenmeyenler var!
acayip ve özenti bir toplum olduk.
ata'mızın mekanı cennet olsun.
abartmıyoruz çünkü, her şey o kadar sığ ve yapay ki insan olmanın erdemlerinden birini taşıdığımız için sadece android tipi toplum tarafından öyle görünüyoruz. onlar olması gerektiği gibi değil. böyle görünmemizin sebebi de bu robotiklerin sayıca bizden fazla olması.
ankaradan eskişehire gitme sebebim, aklımı alan güzel yerdi. kapanmasaydı iyiydi. benim gibi kedisiz, çakma kedicilerin sığınabileceği güzel bir mekandı
mutfağa ve yemek odasına kedilerin girmesine izin verilmiyordu. hoş, hürrem isimli kedinin yemek odasında kahvaltı tabağıma atlamışlığı oldu bir kere.
kedi temiz hayvandır yahu, hijyen sorun olmaz. canını yerim o hayvancıkların.
kesinlikle saat 5, hiç şaşmaz. ben uyandım sen de uyan diye ağzını, burnunu, gözünü yalamaya başlar, kafasını suratına sürter yüzünü tüy içinde bırakıp uyandığından da emin olduktan sonra, kolunun üstüne yatmak suretiyle yanına sokulup derin uykuya dalar.
köpeklere aşık olduğum zamanlar, bir bebek kediye biberonla süt içirmek zorunda kalmamla başladı aşkımız bu tiplerle,
o gündür bu gündür "yyea köpek kendini kurtarır ama kediler öylemi yeeaaa" argümanıyla yaşıyorum.
kedi aşktır.