miyav miyav daha öncekiler gibi
bu da miyav neler neler miyav ki
yine düşer deli divane gönlüm aşka
aşka vurgunum ben...
hep aynı heyecan aynı çocuksu hayal
ben böyle biraz deli sende biran öyle kal
nasıl olsa miyav...
takipçilerinizden bazıları sırf bu sebeple takibi bırakabilirler. zaten bıraksınlardır. kedi sevmeyen insan bi zahmet beni takip etmesiz zatendir. alternatif olarak kedisi için instagram hesabı açanların sayısı da bi hayli fazla. aslında iyi fikir, neden olmasındır.
hasta olanlara yaklaşımları konusunda bir kaç şey duymuştum. ağlayan ve üzgün olan insanları da anlayabiliyorlar sanırım. bir de çocuklara olan töleransları, sanırları da empati kurabildiklerini gösteriyor bence.
kuş bakacaksanız sokaktan serçe, karga, kırlangıç falan yakalayın. akvaryumda balık bakacaksanız dere ve göllerden sazan, kızılkanat falan yakalayın. fare için de küçük tarla fareleri var büyüklerine göre daha iyidirler. guinea pig tutkunuysanız da para vermeyip yaban domuzu alabilirsiniz.
büyük mutluluk fakat insanlar güvenilir değil. alıyor deniyor bakıyor zor, masraflı, kılı, aşısı vs tekrar salıveriyor sokağa. evlat edinmeyi bilmiyor beceremiyorlar.
sorumsuz insanların yaptığı. sokakta yavru bir kedi görüyorlar. eve alıyorlar. kedi büyüyüp kızgınlık seslenişleri, koku ve işaret bırakma faaliyetleri başlayınca kısırlaştırmak yerine sokağa geri bırakıyorlar. eve almanız ömürlük olmayacaksa hiç almayın. siz bıraktığınızda avlanmayı ve sokaktaki mücadeleyi unuttukları için daha fazla zorluk çekiyorlar.
şecere belgesi olmayan kediye şecere belgesi almak için öncelikle kedi ırklarının korunması üzerine çalışmalar yapan bir derneğe üye oluyorsunuz. her dernek farkı federasyonlarla çalışıyor. hangi federasyon ile yolunuza devam etmek istiyorsanız buna göre dernek seçimi yapmalısınız. örneğin felinoloji derneği tica ile çalışıyor, safkan kedi ırkları derneği wacc ile çalışıyor. diğer dernekler wcf ile çalışıyor. sonrasında ilgili federasyondan dernek vasıtasıyla cattery belgesi alıyorsunuz. sonrasında bir kedi güzellik yarışmasına katılım için müracaat ediyorsunuz. yarışmaya juri olarak katılan kedi hakemlerinin en az 3 tanesi allbreed hakem olması gerekiyor. çünkü 3 allbreed hakemi onayı sonrası ırk tescilleniyor ve şecere veriliyor. yarışmada 3 hakem tarafından da ırk doğrulanırsa şecere belgesi federasyondan derneğinize geliyor, dernek sizin adınıza kedinizi şecere belgesini çıkarıp adresinize gönderiyor.
"biz ticaretine karşıyız" deseler de her cümlelerinde cins kedilere olan nefretlerini dile getiriyorlar. fakat ben bu kafadaki yazarların sayılarının fazla olduklarını düşünmüyorum, gözüme çarpan 4-5 yazar var sadece. onlar da kendilerini iyi ifade edemiyorlar, cümlelerinin hepsi tekdüze ve hep aynı kelimelerden oluşuyor. çok dikkate almamakta fayda var. görmezden gelerek üstesinden gelinebilir. cins olsun olmasın, insanlar kedileri ile beraber yaşamaktan mutlularsa, kimsenin diğer insanların kedilerini bu denli eleştirmeye ve kötülemeye hakkı olduğu düşünmüyorum.
bir de eğer karşıdan karşıya geçmeye çalışan yavru bir kedi ya da köpek ise tedirginliğin zirvesi oluyor. bebekler sonuçta ve trafiğe açık yolun ne anlama geldiğini bilmiyorlar ve tehlikenin farkında da değiller. o an müdahale edip yol kenarına alsanız da oradan uzaklaştığınızda yine aklınız onlarda kalıyor. tekrardan yola çıkacaklar kesin diyerek içiniz içinizi yiyor.
bir kez kedilerimin ırk tescillerini yapıp şecerelerini almak için katılmıştım. 3 allbreed hakem vardı, biri rus, biri ispanyol, biri ise amerikalıydı. kedi ırkları konusunda uzmanlaşmak adına yıllarını vermişler, hepsi 50 yaş üzerindeydiler. fakat kedilerin incelemelerini öyle dikkatlice yapıyorlar ki, büyük emek ve ciddi bilgi sahibi hepsi. dünya federasyonları cidden konuya çok profesyonel yaklaşıyor, ülkelerinde de zaten kediseverler birbirlerini yemiyor cins kedilere karşı önyargılı yaklaşmıyor, kedisini ücretli sahiplendi diye kimse ipe çekilmiyor, homm öyle mi o zaman senin kedi sevginden şüphe duyuyorum gibi gereksiz polemiklere girmiyorlar. dilerim biz de bir gün profesyonelleşip dünya federasyonlarına gebe kalmaktan kurtuluruz.
tavuk, inek, hindi, koyun vb. satışı yapan kesim için hayvan üretenlere sesiniz çıkmaz, kedi yetiştirenlere tepki verirsiniz. sizin hayvanseverliğiniz bu kadar işte. devlet tarafından satış ve yetiştiricilik yapabilecek yetkilere sahipse, sertifika, yetiştirme izni ve buna benzer belgeleri varsa, vergisini de ödüyorsa başka aileleri, çocukları mutlu etmelerinde hiç sakınca yok. kedi sevgisi o ailede veya bireyde belki bir british, scottish ile başlar, sonra bu sevgi büyür sokaklara yayılır. bırakın da ne seveceğime, ne alacağıma ben karar vereyim!
instagram hesabında paylaştığı bu fotoğraf altında yazılan mesaj aslında kötü gidişatın habercisiydi. yaşlı kedilerin günün %80'inde dinlenmeleri gerekirken o ise muhtemelen günün çoğunu ayakta geçiriyordu. güle güle tatlı tosuncuk, seni unutmayacağız.
"sevgili arkadaşlar,
hepinize merhaba
gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim ama ben 16 yaşında yaşlı bir kediyim .yani bu insan yaşıyla 81 yaşına denk geliyor. kalbim eskisi kadar kuvvetli değil.
beni gerçekten seviyor musun
1 flaşsız ve uzaktan fotoğraf çek
2 bana dışardan mama getı̇rme çünkü benı̇m mamam özel dı̇yet maması
3 bana getı̇rdı̇ğı̇n mamaları benı̇m ı̇çı̇n hayır yap sokak hayvanlarına bağışla
4 maskesı̇z bana yaklaşma
5 çok sev çok sevı̇l
ı̇mza gli
hepinize pati dolusu
sevgiler
@vdt.byrktr_
fotoğraflar için teşekkürler vedat"
sokak hayvanlarının yemek için ilk baktıkları yer çöp kutuları. bu da kimi zaman onların hayatlarına mal olan durumlara neden oluyor. kimi zaman çöp kamyonunda hayatlarını kaybedebiliyorlar, kimi zaman ise kesici aletler (atılan bıçaklar, kırık cam vs.) yiyeceklerle karışınca yaralanabiliyorlar. alınabilecek basit önlemlerle bu tip sorunların önemli bir kısmının önüne geçilebilir.
1- çöplerimizi dökerken, bozuk olmayan artan yemekleri çöpe dökmek yerine bir kaba koyup uygun bir yere bırakabiliriz. bu sayede kendileri için tehlike oluşturabilecek çöplerden olabildiğince uzak tutulabilirler.
2- geri dönüşüme uygun olan ve atılan jilet, bıçak gibi kesici aletler, kafalarını içine sokabilecekleri alüminyum, metal kapları, kırık olsun olmasın cam ürünlerini vs. çöplerden ayrı bir poşet içerisinde atabiliriz. bu sayede sadece sokak hayvanlarına değil, çöp toplayarak geçimini sağlayanlara da yardımcı olmuş oluruz.
her an zehirlenerek ölüm, köpekler, tekme tokat atan insanlar, araba çarpması gibi tehlikeler altında bulunan canlardır. oğlumu aralarından sahiplendim. ve onu çok seviyorum.
beyinde sıvı birikmesi olarak tanımlanan, türkiye'de çok yazılı kaynağın bulunmadığı bir rahatsızlık. benim minnoş torunlarımdan birine de bu teşhis kondu. henüz 22 günlük olduğu için nasıl bir tedavi süreci yaşanacak bilmiyorum fakat aşağıdaki videoda videoyu yükleyen arkadaşımız başından geçenleri özetle anlatmış. bu arkadaşın kedisi istanbul üniversitesi avcılar veteriner fakültesi'nde ameliyatını olmuş, ameliyat sonrası gayet her kedi gibi sağlıklı bir yaşamının var olduğu söyleniyor. beyne bir şant takılmış, 5-6 günde bir pompasına basılarak biriken sıvının atılımı sağlanıyormuş.
şuan bebeğe her gün antibiyotik ve serum veriliyor. ayrıca beyinde biriken sıvının çişle atılımını sağlayan bir çeşit ilaç. istanbul üniversitesi avcılar veteriner fakültesi dışında bu ameliyatı yapabilen bir yer keşfedemedik henüz. ameliyat bebek 8 haftalık olduktan sonra yapılabilecekmiş. yavru eskiye nazaran biraz daha iyi. rahat uyuyormuş. annesi emzirmediği için ağzına biberonla mama besliyorlar. şimdilik gelişmeler böyle.
bir kez kedilerimin ırk tescillerini yapıp şecerelerini almak için katılmıştım. 3 allbreed hakem vardı, biri rus, biri ispanyol, biri ise amerikalıydı. kedi ırkları konusunda uzmanlaşmak adına yıllarını vermişler, hepsi 50 yaş üzerindeydiler. fakat kedilerin incelemelerini öyle dikkatlice yapıyorlar ki, büyük emek ve ciddi bilgi sahibi hepsi. dünya federasyonları cidden konuya çok profesyonel yaklaşıyor, ülkelerinde de zaten kediseverler birbirlerini yemiyor cins kedilere karşı önyargılı yaklaşmıyor, kedisini ücretli sahiplendi diye kimse ipe çekilmiyor, homm öyle mi o zaman senin kedi sevginden şüphe duyuyorum gibi gereksiz polemiklere girmiyorlar. dilerim biz de bir gün profesyonelleşip dünya federasyonlarına gebe kalmaktan kurtuluruz.
kedilerin beden dili mi olurmuş demeyin. cidden var. web üzerinde görseller bulmuştum ve bunu kendi web sitemde detaylı olarak yazıp videolarla da desteklemiştim.
veterinerler genellikle 2 ay aralıklarla yapmak gerekli diyorlar fakat ben 3 ay periyodlarla yapıyorum. iç parazit için aniprazol ve caniverm, dış parazit için ise broadline, fiprex ve stronghold kullandım şimdiye kadar.
aslına bakılırsa 650 kişinin üzerinde kayıtlı yazar var. buna rağmen bu kadar az yazı girilmesi üzücü. ben bi kedisever olarak elimden geldiğince yazmaya devam edeceğim.
sorumsuz insanların yaptığı. sokakta yavru bir kedi görüyorlar. eve alıyorlar. kedi büyüyüp kızgınlık seslenişleri, koku ve işaret bırakma faaliyetleri başlayınca kısırlaştırmak yerine sokağa geri bırakıyorlar. eve almanız ömürlük olmayacaksa hiç almayın. siz bıraktığınızda avlanmayı ve sokaktaki mücadeleyi unuttukları için daha fazla zorluk çekiyorlar.
aslında durumun salatalıkla alakası yoktur. kediler son derece keskin refleksli ve atik hayvanlar, bu özelliklerini onları tehlikeden bir an önce uzaklaştırmak için kullanırlar. normalde salatalık veya muzu karşı cepheden gören kediler bunlardan korkmayacaklardır. ancak göz ucuyla gördükleri ve birden farkettikleri bu tip nesnelere karşı korkmaları, bu nesneleri kendilerine tehdit oluşturabilecek hayvanlar (yılan vb.) olarak görmelerindendir. çünkü yaradılış olarak kediler genlerinde yılan vb. gibi yırtıcı hayvanlara karşı irkilme ve refleks duyuları barındırırlar. bu sebepten ötürü muz, kabak ve salatalık gibi sivri ve doğanın renklerini barındıran nesnelere karşı duyarlıdırlar.
bir diğer sebebi ise kedilerin çok dikkatli yaratıklar olmaları. yaradılışları gereği kediler, insan duyu organlarının hissedemediği birçok sesi ve hareketli cismi rahatlıkla fark edebilirler.
çevrelerinde olan bitenlere son derece hassastırlar ve değişikleri hemen fark edebilirler. videoların çoğunda da olduğu gibi salatalık kediler yemek vs. yerken farkettirilmeden konuyor. kedi yemek yemeden önce çevresinde öyle bir nesnenin var olmadığını bildiği için, yanına yaklaşmış olan bu nesnenin hareketli ve kendisine zarar verebilecek nitelikte bir yaratık olacağı hissine kapılıyor.
bir kez kedilerimin ırk tescillerini yapıp şecerelerini almak için katılmıştım. 3 allbreed hakem vardı, biri rus, biri ispanyol, biri ise amerikalıydı. kedi ırkları konusunda uzmanlaşmak adına yıllarını vermişler, hepsi 50 yaş üzerindeydiler. fakat kedilerin incelemelerini öyle dikkatlice yapıyorlar ki, büyük emek ve ciddi bilgi sahibi hepsi. dünya federasyonları cidden konuya çok profesyonel yaklaşıyor, ülkelerinde de zaten kediseverler birbirlerini yemiyor cins kedilere karşı önyargılı yaklaşmıyor, kedisini ücretli sahiplendi diye kimse ipe çekilmiyor, homm öyle mi o zaman senin kedi sevginden şüphe duyuyorum gibi gereksiz polemiklere girmiyorlar. dilerim biz de bir gün profesyonelleşip dünya federasyonlarına gebe kalmaktan kurtuluruz.
"biz ticaretine karşıyız" deseler de her cümlelerinde cins kedilere olan nefretlerini dile getiriyorlar. fakat ben bu kafadaki yazarların sayılarının fazla olduklarını düşünmüyorum, gözüme çarpan 4-5 yazar var sadece. onlar da kendilerini iyi ifade edemiyorlar, cümlelerinin hepsi tekdüze ve hep aynı kelimelerden oluşuyor. çok dikkate almamakta fayda var. görmezden gelerek üstesinden gelinebilir. cins olsun olmasın, insanlar kedileri ile beraber yaşamaktan mutlularsa, kimsenin diğer insanların kedilerini bu denli eleştirmeye ve kötülemeye hakkı olduğu düşünmüyorum.
"biz ticaretine karşıyız" deseler de her cümlelerinde cins kedilere olan nefretlerini dile getiriyorlar. fakat ben bu kafadaki yazarların sayılarının fazla olduklarını düşünmüyorum, gözüme çarpan 4-5 yazar var sadece. onlar da kendilerini iyi ifade edemiyorlar, cümlelerinin hepsi tekdüze ve hep aynı kelimelerden oluşuyor. çok dikkate almamakta fayda var. görmezden gelerek üstesinden gelinebilir. cins olsun olmasın, insanlar kedileri ile beraber yaşamaktan mutlularsa, kimsenin diğer insanların kedilerini bu denli eleştirmeye ve kötülemeye hakkı olduğu düşünmüyorum.
kuş bakacaksanız sokaktan serçe, karga, kırlangıç falan yakalayın. akvaryumda balık bakacaksanız dere ve göllerden sazan, kızılkanat falan yakalayın. fare için de küçük tarla fareleri var büyüklerine göre daha iyidirler. guinea pig tutkunuysanız da para vermeyip yaban domuzu alabilirsiniz.
bir kez kedilerimin ırk tescillerini yapıp şecerelerini almak için katılmıştım. 3 allbreed hakem vardı, biri rus, biri ispanyol, biri ise amerikalıydı. kedi ırkları konusunda uzmanlaşmak adına yıllarını vermişler, hepsi 50 yaş üzerindeydiler. fakat kedilerin incelemelerini öyle dikkatlice yapıyorlar ki, büyük emek ve ciddi bilgi sahibi hepsi. dünya federasyonları cidden konuya çok profesyonel yaklaşıyor, ülkelerinde de zaten kediseverler birbirlerini yemiyor cins kedilere karşı önyargılı yaklaşmıyor, kedisini ücretli sahiplendi diye kimse ipe çekilmiyor, homm öyle mi o zaman senin kedi sevginden şüphe duyuyorum gibi gereksiz polemiklere girmiyorlar. dilerim biz de bir gün profesyonelleşip dünya federasyonlarına gebe kalmaktan kurtuluruz.
tavuk, inek, hindi, koyun vb. satışı yapan kesim için hayvan üretenlere sesiniz çıkmaz, kedi yetiştirenlere tepki verirsiniz. sizin hayvanseverliğiniz bu kadar işte. devlet tarafından satış ve yetiştiricilik yapabilecek yetkilere sahipse, sertifika, yetiştirme izni ve buna benzer belgeleri varsa, vergisini de ödüyorsa başka aileleri, çocukları mutlu etmelerinde hiç sakınca yok. kedi sevgisi o ailede veya bireyde belki bir british, scottish ile başlar, sonra bu sevgi büyür sokaklara yayılır. bırakın da ne seveceğime, ne alacağıma ben karar vereyim!