wimpy

Durum: 164 - 0 - 0 - 0 - 10.07.2020 21:18

Puan: 5382 - Yavru Kedici

2 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Kediratör.

kedi delisi
  • /
  • 9

kedili çizgi filmler

feliway classic

türkiye piyasasına giriş yapmışlar lakin fiyatlar uçuk. instagramdan kendilerine mesaj gönderdim "türkiyeye hoşgeldiniz, promosyon ürün gönderirseniz bi deneyelim, sonrasında da ürünü tanıtırız, ürün hakkında yorumlarımızı yazarız" diye. mesaja cevap verme zahmetine bile girmediler. satmaz tatlım türkiye'de senin ürünlerin. erkek kedi işiyorsa işiyodur yani, klinik deneyle kanıtlanmış bilmemne, göndereceksin bi deneyeceğiz. öyle para kolayca kazanılmıyor.

kedi tırnak koruyucu kapak

ilk entrymde detaylıca yazmıştım. diğer hiçbir kedimde kullanmıyorum ve önermiyorum da. fakat patty için mecbur kaldık, iyi ki de bu ürün var. kuzum 1,5 yıl neler çekti, biz iyi olması için neler yaptık, gitmediğimiz klinik kulanmadığımız ilaç kalmadı, ama ne yaptıysak olmadı. kapakları taktıktan sonra tüm yaraları iyileşti, yaraların olduğu yerler tamamen kapandı ve tekrar tüylendi, hiç iz kalmadı. kendi de tavırlarından anlıyoruz, daha huzurlu şimdi.

kedi tırnak koruyucu kapak

bu ürünle ilgili yazdığım yazıyı aşağıda paylaşıyorum, internet sitemde de paylaştım.

https://wimpycathouse.com/kediler-icin-u...

merhabalar,

yıllardır kedilerle yaşayan ve birçok kedi sahiplendirmiş biri olarak kedilerle yaşamak isteyenlerin bir çoğundan duyduğum şeylerin başında şunlar geliyor;

1-evdeki eşyalarımı, mobilyalarımı tırmalayarak zarar verir mi?
2-tırnaklarıyla bana veya çocuklarıma zarar verir mi?

evet kediler tırnaklarını törpülemeyi severler. tırmalama düzenekleri, tırmalama tahtaları da tırnaklarını törpülemek için üretilmiş ürünlerdir. fakat kediler bu faaliyetlerini tırnaklarını geçirebilecek eşya bulduklarında da dayanamazlar. özellikle deri, yünlü sert örtüler, kartonlar, halılar veya buna benzer eşyalar üzerinde de bu törpüleme faaliyetlerini gerçekleştirirler.

ayrıca çok sık olmasa da kediler tırnaklarını ayaklarınıza, kollarınıza, bacaklarınıza, sırtınıza da batırabilirler. bir kedinin canını yakarsanız bu tırnak batırma hareketi ciddi derin yaralar açarak gerçekleşir. fakat canını yakmadığınız sürece bu tırnak batırmalar aslında oyun oynama isteği ve sevgi belirtisidir, bu çizikler daha yüzeysel olur.

ben kendi adıma black silver prensesimiz patty ile tanışana kadar hiçbir kedimin tırnaklarından rahatsız olmadım ve ne eşyalar ne de ufak tırnak batırmaları beni rahatsız etmedi.

öncelikle özetle patty'i anlatmalıyım ki konuda daha anlaşılır ilerleyelim. patty bebekliğinde 1,5 yaşlarında küçük bir çocuğun istemeden de olsa yaptığı zorbalıklara maruz kalarak anskiyete bozukluğu olan bir kedi. çocuk patty'nin kuyruğundan çekmiş, üzerine basmış, onu oldukça hırpalamış. aile de patty'i ayrı bir odaya kapatarak 6 aylık olana kadar bir şekilde durumu idare etmeye çalışmış. fakat daha sonra çözüm bulamayınca sahiplendirmeye karar vermişler. bu dönemde patty'i biz sahiplendik. önceleri vücudunda açılan yaraların mantar, uyuz vb. bir cilt rahatsızlığı olduğunu düşündük. veterinerlerimiz de aynı şekilde düşünerek bazı tedaviler uyguladılar. sonrasında da laboratuvar testleri sonucunda aslında bunun ne mantar ve de uyuz olduğunu öğrendik.

patty'i daha detaylı izlemeye koyulunca stresli ve korkuları olan bir kedi olduğu için kendini çok sık yaladığını, arka patileriyle kendini kaşıyarak yaralar açtığını gördük. hem yalayarak hem de tırnak darbeleriyle de bu yaraları hem büyütüyor hem de iyileşmesine engel oluyordu. önce onu sakinleştirecek ve yaraları iyileştirecek bir kaç ürün kullandık. yaraları küçükse de, azalsa da tamamen iyileşme sağlayamadık. sonrasında webte dolaşırken bu kedi tırnak kapağı, kedi tırnak kabı, kedi tırnak koruyucu olarak tanıtılmış ürünlere rastladım. önce iç piyasadan alıp denemek istedim fakat sonrasında iç piyasada 20 adet ürünün 40 tl, 50 tl gibi fiyatlara satıldığını, yurt dışından ise 20 adedin 3 tl, 100 adedin ise 15 tl gibi fiyatlara satıldığını gördüm.

siparişlerim elime ulaştığında tırnak boyutuyla aldığım kapak boyutunun uyumlu olup olmayacağını merak etmekteydim. çünkü aynı ürün köpekler için de üretilmiş. ürünün üzerinde "2,5 - 5 kg evcil hayvanlar için" notu vardı. korktuğum başıma gelmedi ve patty'nin hem ön patilerine hem de arka pati tırnaklarına tam oturdu. tahminimce de büyük ırkları saymazsak tüm evcil kedilere uygun olacaktır. ürün yumuşak bir plastikten yapılmış ve tırnaklara geçirilebilecek bir yapıda. ürünün yanında da hemen tutan ve çabuk kuruyan güçlü bir yapıştırıcı gönderiliyor. ürünün iç kısmına yapıştırıcıyı uygulayıp tırnağa takıyorsunuz ve 10-20 sn içinde kapak tırnağa sağlam bir şekilde yapışıyor. takma esnasında ellerinize yapıştırıcı bulaşırsa da ancak asetonla temizleyebilirsiniz.

tabi bu ürünü takmak kolay fakat sökmek o kadar kolay değil. sökmek için de uçtan, üstten ve alttan küçük kesiklerle parçayı açıp çıkarmanız gerekiyor. bunu yaparken de çok dikkatli olmalısınız. en ufak hatanızda evcil dostunuzun tırnağındaki canlı bölgeye zarar verebilir, canını acıtabilir ve yara açılmasına sebep olabilirsiniz. daha da kötüsü bu acı sonrasında bir daha kesinlikle tırnaklarına müdahale etmenize izin vermeyebilir.

patty'nin hikayesindeki sonucu merak ediyorsanız eğer tırnak kapaklarını taktıktan sonra kendinde yeni yaralar açamadı, eski yaraları iyileşti, yaraları olan bölgeler yeniden tüylendi, artık daha mutlu. tabi onun yaralı halini her gördüğümüzde üzülen bizler de şimdi daha mutluyuz.

umarım ürünle ilgili merak edilen birçok detayı yazımda paylaşabilmişimdir. ürünle ilgili aklınıza takılan sorularınız olursa bize info@wimpycathouse.com mail adresinden ulaşabilirsiniz.

mao mao

mao mao'yu yılların efsane ses sanatçısı fatih özacun seslendiriyor.

tahıllı mama vs tahılsız mama

tahıllı mama ile tahılsız mama karşılaştırması. tahıllar genellikle maliyeti azaltmak için mamalara katılıyor ve her bütçeye uygun hale getiriliyor. tahıl kötü mü değil fakat etçil bir canlı için çok gerekliliği yok. tabi işte tahılsız mama fiyatları da aldı başını gitti, herkesin cebi buna yetmeyebilir.

suzionline da bu konuda güzel ve detaylı bir karşılaştırma yapmış. zaten bu bloggerın yazılarına bayılıyorum.

https://www.suzionline.com/kedi-mamasi/t...

tahıllı mama

tahılsız mamalara göre daha ucuz ve daha düşük kalitedeler bana göre.

(bkz:tahıllı mama vs tahılsız mama)

tahılsız mama

tahıllı mamalara nazaran bir kaç gömlek üstün olan mama çeşidi. tahıllar genellikle maliyeti düşürmek için mamaların içine konuyor. tabi ciddi pahalılar. her bütçe bu mamayı almaya yetmeyebilir.

(bkz:tahıllı mama vs tahılsız mama)

lider pet food

izmir merkezli %100 yerli ecvil hayvan mamaları üreticisi. her bütçeye uygun markaları mevcut. spectrum, reflex, bonnie, proline, king, trendline, enjoy, jetix gibi ürünlerin hepsi lider pet'e ait markalar. bu markalar kuru mama dışında, yaş mama, kum, malt macunu, ödül mamaları, köpek ürünleri, yavru süt tozu gibi birçok ürün çeşidine sahip.

royal canin

mother & babycat mamasını gayet başarılı buluyorum. kitten için aynı fikirde değilim fakat yetişkin mamaları arasında fit32 de oldukça başarılı.

spectrum

yerli mama markası. lider pet food'un bir markası. türkiye’nin ilk ultra-premium mama üreticisi olarak biliniyor. üretim tesisleri manisa'dadır. ilk kedi sahiplendiğimde veterinerim bu mamayı tavsiye etmişti. ilk 3 evladımı bu markanın yavru kedi mamasıyla büyütmüştüm. tabi sonra pro plan, royal canin, n&d gibi farklı markalara yöneldim.

malt macunu

sık ve çok verirseniz kedinizi ishal edersiniz. 10 aylıktan önce verilmesi de uygun değildir. 4 günde 1 kez, 2 cm kadar yalatmanız yeterli olacaktır. ben alman markası olan trixie kullanıyorum. şimdi de yeni ürünlerini gördüm, sipariş verdim. çim ve taurinli anti hairball malt macun. umarım diğeri gibi bunu da severek yalarlar.

taurin

vücudun ihtiyaç duyduğu amino asitlerden biridir. kırmızı et, hayvansal ürünler, balık ve süt ürünlerinde bulunur. insan sağlığı için önemli olduğu gibi kedilerinizin sağlığı için de önemli bir yeri vardır. şeker hastalığına iyi gelir, kalp sağlığına destek olur, sporla birlikte alındığında performansınızı artırır, duyma ve görme yeteneğinizi yüksek seviyede tutmanızı sağlar.

kediler ve erkekler

tanıtımlarında kitap açıklaması şöyle;

biz erkeklerin kedilerden öğreneceği çok şey var: kibarlık, merak, düşmeyi bilmek, boyun eğmemek, gerektiğinde burnunun dikine gitmek, icabında çekip gitmek, sürüden ve sürülerden uzak durmak, tasma takılmasına direnmek, özgürlükten vazgeçmemek...

bu kitap kedilerle aramızdaki yoldaşlık ilişkisinin hikâyesi. daha doğrusu hikâyeleri.

kadınların anlaması zor.

kedili video klipler

kedici evinde geçerli kurallar manifestosu

portmanto veya gardrop kapılarını açık bırakma. kapatırken de içine bir bak kedi var mı yok mu diye? meraklılar sonuçta, sen bir anda bakmıyorken gözünden kaçmış ve içine girmiş olabilirler.

kedici evinde geçerli kurallar manifestosu

kedinin kumunun olduğu odanın kapısını açık bırak, inatla kapatma.

kedici evinde geçerli kurallar manifestosu

camdan veya balkondan dışarıya bakacaksan işin bitince o kapıyı, pencereyi kapatmayı unutma.

kedici bloglar

suzionline.com

kediler üzerine en iyi araştırmaları, kritikleri ve makaleleri bulabileceğiniz kedici blog. tavsiye ederim.

https://www.suzionline.com
  • /
  • 9

kedi tırnak koruyucu kapak

tlc de yayınlanan benim belalı kedim programında kedi uzmanı adamın hırçın minnoş için önerdiği yöntem.. bence güzel fikir.

kedi tırnak koruyucu kapak

zorunlu olmadıkça kullanılmamasını öneriyorum. ürün boyutları evcil dostunuzun kilosuna göre aşağıdaki gibi;

xs: fit: 0.5 kg-2.5 kg
s: fit: 2.5 kg-5 kg
m: fit: 5 kg-7.5 kg
l: fit: 7.5 kg-10 kg
xl: fit: 10 kg-15 kg

sokak hayvanları

sokak hayvanlarının yemek için ilk baktıkları yer çöp kutuları. bu da kimi zaman onların hayatlarına mal olan durumlara neden oluyor. kimi zaman çöp kamyonunda hayatlarını kaybedebiliyorlar, kimi zaman ise kesici aletler (atılan bıçaklar, kırık cam vs.) yiyeceklerle karışınca yaralanabiliyorlar. alınabilecek basit önlemlerle bu tip sorunların önemli bir kısmının önüne geçilebilir.

1- çöplerimizi dökerken, bozuk olmayan artan yemekleri çöpe dökmek yerine bir kaba koyup uygun bir yere bırakabiliriz. bu sayede kendileri için tehlike oluşturabilecek çöplerden olabildiğince uzak tutulabilirler.

güzel bir gelişme olarak çöp konteynerlerine girdikten sonra çıkamayan sokak hayvanlarını tespit edebilen bir cihaz yapılmış. https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/cop-kon...

2- geri dönüşüme uygun olan ve atılan jilet, bıçak gibi kesici aletler, kafalarını içine sokabilecekleri alüminyum, metal kapları, kırık olsun olmasın cam ürünlerini vs. çöplerden ayrı bir poşet içerisinde atabiliriz. bu sayede sadece sokak hayvanlarına değil, çöp toplayarak geçimini sağlayanlara da yardımcı olmuş oluruz.

malt macunu

ben trixie malt kullanıyorum. gayet memnunuz.

kedici evinde geçerli kurallar manifestosu

sokak kedisi

her an zehirlenerek ölüm, köpekler, tekme tokat atan insanlar, araba çarpması gibi tehlikeler altında bulunan canlardır. oğlumu aralarından sahiplendim. ve onu çok seviyorum.

sokak kedisi

türkiye'de sokak kedisi yoktur "sokağın kedisi" vardır.

kedilerde hidrosefali

beyinde sıvı birikmesi olarak tanımlanan, türkiye'de çok yazılı kaynağın bulunmadığı bir rahatsızlık. benim minnoş torunlarımdan birine de bu teşhis kondu. henüz 22 günlük olduğu için nasıl bir tedavi süreci yaşanacak bilmiyorum fakat aşağıdaki videoda videoyu yükleyen arkadaşımız başından geçenleri özetle anlatmış. bu arkadaşın kedisi istanbul üniversitesi avcılar veteriner fakültesi'nde ameliyatını olmuş, ameliyat sonrası gayet her kedi gibi sağlıklı bir yaşamının var olduğu söyleniyor. beyne bir şant takılmış, 5-6 günde bir pompasına basılarak biriken sıvının atılımı sağlanıyormuş.

kedilerde hidrosefali

şuan bebeğe her gün antibiyotik ve serum veriliyor. ayrıca beyinde biriken sıvının çişle atılımını sağlayan bir çeşit ilaç. istanbul üniversitesi avcılar veteriner fakültesi dışında bu ameliyatı yapabilen bir yer keşfedemedik henüz. ameliyat bebek 8 haftalık olduktan sonra yapılabilecekmiş. yavru eskiye nazaran biraz daha iyi. rahat uyuyormuş. annesi emzirmediği için ağzına biberonla mama besliyorlar. şimdilik gelişmeler böyle.

kedinin idrar bıraktığı yeri nasıl temizleriz

makinaya atıp yıkanabilecek şeylerse hiç sorun değil fakat makinaya atma şansınız yoksa cidden yok etmek imkansızlaşıyor.

Toplam entry sayısı: 164

kedilerde beden dili ve edebiyatı

kedilerin beden dili mi olurmuş demeyin. cidden var. web üzerinde görseller bulmuştum ve bunu kendi web sitemde detaylı olarak yazıp videolarla da desteklemiştim.

merak edenler okuyabilirler.

https://wimpycathouse.com/kedilerde-bede...




kedi güzellik yarışmaları

bir kez kedilerimin ırk tescillerini yapıp şecerelerini almak için katılmıştım. 3 allbreed hakem vardı, biri rus, biri ispanyol, biri ise amerikalıydı. kedi ırkları konusunda uzmanlaşmak adına yıllarını vermişler, hepsi 50 yaş üzerindeydiler. fakat kedilerin incelemelerini öyle dikkatlice yapıyorlar ki, büyük emek ve ciddi bilgi sahibi hepsi. dünya federasyonları cidden konuya çok profesyonel yaklaşıyor, ülkelerinde de zaten kediseverler birbirlerini yemiyor cins kedilere karşı önyargılı yaklaşmıyor, kedisini ücretli sahiplendi diye kimse ipe çekilmiyor, homm öyle mi o zaman senin kedi sevginden şüphe duyuyorum gibi gereksiz polemiklere girmiyorlar. dilerim biz de bir gün profesyonelleşip dünya federasyonlarına gebe kalmaktan kurtuluruz.

kedi yetiştiricileri veritabanı

(bkz:wimpy cat house)

tica cattery, felinoloji derneği ve safkan kedi ırkları derneği üyesi, istanbul / beylikdüzü.
scottish fold, scottish straight kediler yetiştiriyor. blue, blue point, golden, black golden, red, silver kürklere sahip yavrular bulunabilir.

web: https://wimpycathouse.com/
facebook: https://www.facebook.com/wimpycathouse/
twitter: https://twitter.com/WimpyCatHouse
instagram: https://www.instagram.com/wimpycathouse/

kedi sözlük'ün ömrü

aslına bakılırsa 650 kişinin üzerinde kayıtlı yazar var. buna rağmen bu kadar az yazı girilmesi üzücü. ben bi kedisever olarak elimden geldiğince yazmaya devam edeceğim.

kedilerde iç ve dış parazit tedavisi

veterinerler genellikle 2 ay aralıklarla yapmak gerekli diyorlar fakat ben 3 ay periyodlarla yapıyorum. iç parazit için aniprazol ve caniverm, dış parazit için ise broadline, fiprex ve stronghold kullandım şimdiye kadar.

kedilerin salatalıktan korkması

aslında durumun salatalıkla alakası yoktur. kediler son derece keskin refleksli ve atik hayvanlar, bu özelliklerini onları tehlikeden bir an önce uzaklaştırmak için kullanırlar. normalde salatalık veya muzu karşı cepheden gören kediler bunlardan korkmayacaklardır. ancak göz ucuyla gördükleri ve birden farkettikleri bu tip nesnelere karşı korkmaları, bu nesneleri kendilerine tehdit oluşturabilecek hayvanlar (yılan vb.) olarak görmelerindendir. çünkü yaradılış olarak kediler genlerinde yılan vb. gibi yırtıcı hayvanlara karşı irkilme ve refleks duyuları barındırırlar. bu sebepten ötürü muz, kabak ve salatalık gibi sivri ve doğanın renklerini barındıran nesnelere karşı duyarlıdırlar.

bir diğer sebebi ise kedilerin çok dikkatli yaratıklar olmaları. yaradılışları gereği kediler, insan duyu organlarının hissedemediği birçok sesi ve hareketli cismi rahatlıkla fark edebilirler.

çevrelerinde olan bitenlere son derece hassastırlar ve değişikleri hemen fark edebilirler. videoların çoğunda da olduğu gibi salatalık kediler yemek vs. yerken farkettirilmeden konuyor. kedi yemek yemeden önce çevresinde öyle bir nesnenin var olmadığını bildiği için, yanına yaklaşmış olan bu nesnenin hareketli ve kendisine zarar verebilecek nitelikte bir yaratık olacağı hissine kapılıyor.

kedi güzellik yarışmaları

bir kez kedilerimin ırk tescillerini yapıp şecerelerini almak için katılmıştım. 3 allbreed hakem vardı, biri rus, biri ispanyol, biri ise amerikalıydı. kedi ırkları konusunda uzmanlaşmak adına yıllarını vermişler, hepsi 50 yaş üzerindeydiler. fakat kedilerin incelemelerini öyle dikkatlice yapıyorlar ki, büyük emek ve ciddi bilgi sahibi hepsi. dünya federasyonları cidden konuya çok profesyonel yaklaşıyor, ülkelerinde de zaten kediseverler birbirlerini yemiyor cins kedilere karşı önyargılı yaklaşmıyor, kedisini ücretli sahiplendi diye kimse ipe çekilmiyor, homm öyle mi o zaman senin kedi sevginden şüphe duyuyorum gibi gereksiz polemiklere girmiyorlar. dilerim biz de bir gün profesyonelleşip dünya federasyonlarına gebe kalmaktan kurtuluruz.

kedi sözlük'teki cins kedi düşmanları

"biz ticaretine karşıyız" deseler de her cümlelerinde cins kedilere olan nefretlerini dile getiriyorlar. fakat ben bu kafadaki yazarların sayılarının fazla olduklarını düşünmüyorum, gözüme çarpan 4-5 yazar var sadece. onlar da kendilerini iyi ifade edemiyorlar, cümlelerinin hepsi tekdüze ve hep aynı kelimelerden oluşuyor. çok dikkate almamakta fayda var. görmezden gelerek üstesinden gelinebilir. cins olsun olmasın, insanlar kedileri ile beraber yaşamaktan mutlularsa, kimsenin diğer insanların kedilerini bu denli eleştirmeye ve kötülemeye hakkı olduğu düşünmüyorum.

barınakların durumu nasıl düzelir

nasıl düzelir çok fikrim yok ama bir barınak görevlisinin uzunca yazdığı bir yazı mevcut. vakti olanların okumasını öneririm.

ben bir barınak yöneticisiyim. sizlere bir barınağın arka planında olan bitenleri anlatmak istiyorum. umarım bu sesi duyarsınız...

öncelikle, siz üreticiler ve satıcılar hepiniz bir tek gün olsun bir barınakta çalışmalısınız. belki o gözlerdeki kederli, acı dolu, hüzünlü ifadeyi görürseniz, tanımadığınız ve hiç tanımayacağınız insanlar için köpek üretmekten ve satmaktan vazgeçersiniz.

az önce sattığınız şu küçük şirin köpek yavrusu var ya büyüyüp de artık küçük şirin köpek yavrusu olmadığında büyük olasılıkla benim barınağıma düşecek yolu. peki, bir barınağa bırakılan bir köpeğin % 90 olasılıkla o barınaktan yürüyerek çıkmadığını biliyor musunuz? ister safkan olsun, ister olmasın ister sahibi tarafından terk edilmiş olsun, ister başıboş olsun.. barınağıma gelen köpeklerin en az yarısı safkan köpekler.

en çok duyduğum bahane "taşınıyoruz ve köpeğimizi (ya da kedimizi) yeni evimize götürmemiz mümkün değil." öyle mi gerçekten? ya da "büyüdüğünde bu kadar iri olacağını bilmiyorduk, kocaman oldu." bir alman çoban köpeğinin ne kadar olmasını bekliyordunuz ki? "ona fazla zaman ayıramıyoruz." öyle mi? "ben günde 10-12 saat çalışıyorum ve 6 köpeğime de zaman ayırabiliyorum." isteyince mümkün bu. "bahçeyi birbirine katıyor." onu evinize alıp ailenizin bir parçası yapmayı denediniz mi hiç?

köpeklerini bana bırakırken hep söyledikleri de "biz ona yeni bir yuva bulmakla uğraşamıyoruz, ama eminiz ki barınakta birileri onu sahiplenecektir, çünkü o çok iyi bir köpek." hayır. büyük olasılıkla köpeğiniz barınaktayken yeni bir yuva bulamayacak.

bir barınakta yaşamanın ne kadar zor ve gerilimli olduğunu bilir misiniz?

anlatayım size isterseniz...

siz köpeğinizi barınağa bıraktıktan sonra yuva bulmak için en fazla 72 saat zamanı vardır. eğer barınakta yeterince boş yer varsa ya da köpeğiniz sağlıklı kalmayı başarırsa bu süre belki birkaç gün daha uzayabilir. eğer üşütür ve nezle olursa oracıkta ölüverir.

köpeğiniz, havlayan ve ağlayan 25 diğer hayvanla birlikte daracık bir bölmeye tıkıştırılacaktır. son derece depresif olacak ve kendisini terkeden aileyi düşünerek durmadan ağlayacaktır.

eğer köpeğiniz şanslıysa, o gün barınağa köpekleri gezdirmek için yeteri kadar gönüllü insan gelir. eğer yeteri kadar gönüllü gelmezse, köpeğiniz hiç kimsenin ilgisini ve dikkatini çekecek şansı bulamaz, kimse onun için bir şey yapamaz. kapısının altından uzatılan bir kap yiyeceği ya da kocaman bir vakumlu hortumla atıklarının temizlenmesini saymazsak tabii

eğer köpeğiniz iri ve sert ırklardansa (pitbull, rottweiller, mastiff vb), neredeyse barınaktan içeri girdiği anda ölmüştür zaten bu cins köpekler asla yeni bir yuva bulamazlar.. ne kadar şirin, akıllı ya da iyi huylu olurlarsa olsunlar, farketmez.

eğer barınak doluysa ve köpeğiniz ilk 72 saatte yuvalandırılamadıysa, yeni geleceklere yer açmak için köpeğiniz imha edilir. eğer barınakta yeteri kadar boş yer varsa ve köpeğiniz talep gören ırklardan birindense, imha süresi birkaç gün daha ertelenir.

çoğu köpek birkaç gün içinde yaşadığı bölmeyi aşırı koruyucu tavır geliştirir ve takındığı saldırgan tutum nedeniyle imha edilir. en masum, uysal ve sakin köpekler bile bu tavrı geliştirirler.

köpeğinizin bu engelleri aştığını varsaysak bile, kulübesinden dışarı çıkmadığı için birkaç günde öksürmeye başlayacak ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanacaktır. barınakların her köpek için tedavi sağlayacak bir bütçeleri yoktur, bu nedenle hastalanan köpeğinizin imha edilmesi kaçınılmazdır.

size köpeğinizin barınakta nasıl uyutulacağını da anlatmamı ister misiniz?

önce, köpeğiniz kafesinden tasmayla alınacak. sevinerek kuyruğunu sallamaya başlayacak, çünkü gezmeye götürüldüğünü sanacak. o odanın kapısına geldiğinde içeri girmek istemeyecek ve deliye dönecek.

ölümün kokusu mu var, bilmiyorum. orada yitip giden ruhları mı hissediyorlar, bilmiyorum. ama orada benim anlayamadığım bir şey var, ve istisnasız her köpek o kapıdan içeri girmemek için inanılmaz bir direnç gösterir.

köpeğiniz önce bağlanacak. ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak, 1 ya da 2 veteriner teknisyeni tarafından sıkıca tutulacak. sonra ötenazi teknisyeni ya da veteriner işleme başlayacak. ön ayakta bir toplardamar bulacak ve öldürücü dozda bir pembe sıvıyı damara enjekte edecek.

umarım köpeğiniz bağlı olduğu için panikleyip aniden bacağını çekmez. ani hareketlerde bacağı delip geçen iğneler gördüm ben fışkıran kandan kıpkırmızıya boyanan duvarlar gördüm. kulakları sağır edecek çaresiz çığlıklar duydum. hepsi hemen oracıkta tatlı bir uykuya dalmaz, bazen bir süre kasılırlar ve solukları kesilir, nefes almaya çalışırlar ve kendi üzerlerine dışkılarlar.

herşey sona erdiğinde, köpeğinizin cesedi, barınağın arkasında çöp gibi toplanmayı bekleyen diğer köpeklerin cesetleri üzerine istiflenir, tıpkı yakacak odunlar gibi.
sonra ne olur dersiniz? yakılır mı? çöpe mi atılır? başka evcil hayvanlar için mamaya mi dönüştürülür?

bilemezsiniz, hatta hayal bile edemezsiniz. zaten bilmek de istemezsiniz.
nasılsa o sadece bir hayvandı. hem istediğiniz zaman yenisini alabilirsiniz, öyle değil mi?
umarım bunları okurken gözleriniz yuvalarından fırlıyordur ve umarım benim her gün tanık olduklarımı gözünüzde canlandırıyorsunuzdur.

işimden nefret ediyorum. işimin ve barınakların hala var olmak zorunda oluşundan nefret ediyorum. sizler değişmedikçe barınakların var olmaya devam edecekleri gerçeğinden nefret ediyorum. etkilediğiniz hayatların, sadece barınağa atıp gittiğiniz zavallı bir köpeğin hayatından ibaret olmadığını bilmiyor oluşunuzdan nefret ediyorum.

her yıl sadece amerika birleşik devletlerinde barınaklarda 11 milyon h
ayvan ölüyor ve bunu sadece siz durdurabilirsiniz. her bir canı kurtarabilmek için elimden gelenin fazlasını yapıyorum, ancak barınaklar tıka basa dolu, ve her gün yeni hayvanlar gelmeye devam ediyor.

söyleyeceğim şeye lütfen kulak verin:

barınaklardaki köpekler ölüyorken köpek satın almayın.

köpeğinize eş aramayın, köpeğinizi çiftleştirmeyin.

bir kez olsun anneliği / babalığı yaşasın demeyin. köpeklerde annelik / babalık duygusu insanlardaki gibi değildir, aile kavramı yoktur. dişi köpekler, büyüdüğü zaman yavrularını tanımazlar bile erkekler ise hiç bir zaman yavrusunu bilmez.
kısırlaştırılmamış her bir köpek, 6 yılda 67.000 köpeğin doğumuna neden olur, bunu unutmayın.

kaçınılmaz sonları barınaklarda ölmek olan yavruların doğmalarına izin vermeyin.
doğacak yavruların hepsini de sahiplenecek güvenilir insanlar buldum diyorsanız tekrar düşünün. 6 ay sonra gidip baktığınızda artık o güvenilir kişilerde olmadıklarını göreceksiniz, bundan emin olun

isterseniz benden nefret edin. ama gerçeği değiştiremezsiniz ve gerçek her zaman acıdır.
belki bunu okuyanlar içinde köpeğini çiftleştirmek isteyen, köpeğini barınağa vermeyi düşünen, ya da köpek satın almaya niyetli bir tek kişinin olsun fikrini değiştirebilirim.
belki bunu okuyan bir kişi bir barınağa gider, bir yazı okudum ve bir köpeği kurtarmaya geldim der.

anne altından yavru

tavuk, inek, hindi, koyun vb. satışı yapan kesim için hayvan üretenlere sesiniz çıkmaz, kedi yetiştirenlere tepki verirsiniz. sizin hayvanseverliğiniz bu kadar işte. devlet tarafından satış ve yetiştiricilik yapabilecek yetkilere sahipse, sertifika, yetiştirme izni ve buna benzer belgeleri varsa, vergisini de ödüyorsa başka aileleri, çocukları mutlu etmelerinde hiç sakınca yok. kedi sevgisi o ailede veya bireyde belki bir british, scottish ile başlar, sonra bu sevgi büyür sokaklara yayılır. bırakın da ne seveceğime, ne alacağıma ben karar vereyim!

kedi sözlük'teki cins kedi düşmanları

"biz ticaretine karşıyız" deseler de her cümlelerinde cins kedilere olan nefretlerini dile getiriyorlar. fakat ben bu kafadaki yazarların sayılarının fazla olduklarını düşünmüyorum, gözüme çarpan 4-5 yazar var sadece. onlar da kendilerini iyi ifade edemiyorlar, cümlelerinin hepsi tekdüze ve hep aynı kelimelerden oluşuyor. çok dikkate almamakta fayda var. görmezden gelerek üstesinden gelinebilir. cins olsun olmasın, insanlar kedileri ile beraber yaşamaktan mutlularsa, kimsenin diğer insanların kedilerini bu denli eleştirmeye ve kötülemeye hakkı olduğu düşünmüyorum.

parayla kedi almak

seviyorsan git al bence.

kedi güzellik yarışmaları

bir kez kedilerimin ırk tescillerini yapıp şecerelerini almak için katılmıştım. 3 allbreed hakem vardı, biri rus, biri ispanyol, biri ise amerikalıydı. kedi ırkları konusunda uzmanlaşmak adına yıllarını vermişler, hepsi 50 yaş üzerindeydiler. fakat kedilerin incelemelerini öyle dikkatlice yapıyorlar ki, büyük emek ve ciddi bilgi sahibi hepsi. dünya federasyonları cidden konuya çok profesyonel yaklaşıyor, ülkelerinde de zaten kediseverler birbirlerini yemiyor cins kedilere karşı önyargılı yaklaşmıyor, kedisini ücretli sahiplendi diye kimse ipe çekilmiyor, homm öyle mi o zaman senin kedi sevginden şüphe duyuyorum gibi gereksiz polemiklere girmiyorlar. dilerim biz de bir gün profesyonelleşip dünya federasyonlarına gebe kalmaktan kurtuluruz.

parayla kedi almak

kuş bakacaksanız sokaktan serçe, karga, kırlangıç falan yakalayın. akvaryumda balık bakacaksanız dere ve göllerden sazan, kızılkanat falan yakalayın. fare için de küçük tarla fareleri var büyüklerine göre daha iyidirler. guinea pig tutkunuysanız da para vermeyip yaban domuzu alabilirsiniz.

anne altından yavru

tavuk, inek, hindi, koyun vb. satışı yapan kesim için hayvan üretenlere sesiniz çıkmaz, kedi yetiştirenlere tepki verirsiniz. sizin hayvanseverliğiniz bu kadar işte. devlet tarafından satış ve yetiştiricilik yapabilecek yetkilere sahipse, sertifika, yetiştirme izni ve buna benzer belgeleri varsa, vergisini de ödüyorsa başka aileleri, çocukları mutlu etmelerinde hiç sakınca yok. kedi sevgisi o ailede veya bireyde belki bir british, scottish ile başlar, sonra bu sevgi büyür sokaklara yayılır. bırakın da ne seveceğime, ne alacağıma ben karar vereyim!