wimpy

Durum: 120 - 18 - 8 - 0 - 11.12.2018 04:14

Puan: 4071 - Minnak Kedici

4 ay önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazarkedi.

kedi delisi
  • /
  • 6

sokak kedilerini beslerken çizik içinde kalmak

kedilerde sağırlık

beyaz renkteki kedilerde görülen rahatsızlık. sırf beyaz olsun diye bile bile sağır kediler birbirleriyle çiftleştirildiği sürece ülkemiz sağır kedi popülasyonunda dünya birinciliğini kimseye kaptırmayacaktır.

beyaz kedi

ülkemizde en çok talep gören kedi türü. tabi beyaz kedilerin çoğunda görülen sağırlık da ülkemizi en çok sağır kedi yaşayan ülke yapıyor. sanki beyaz olmazsa o kedi o ırktan değildir gibi bir algı var. örneğin ankara kedisi beyaz olmak zorunda değildir ama sadece beyaz olanlar ankara kedisidir şeklinde bir algı oluşmuş. bunu algıyı yıkmak boynumuzun borcu.

kedi aurası

kedilerin şifacı olması da buradan gelir. davranışları ve çevreye yaydıkları pozitif etki, negatif enerjiyi yok eder. kediler dünyaya armağan edilen en güzel şeylerden biridir. iyileştirme yeteneklerinin yanı sıra kediyi basitçe okşamak bile insana iyi gelir, kişinin zihinsel ve duygusal stresini alır. seviniz, beraber yaşayınız. birbirinize iyi geleceğiniz kesin.

kedi sevmek

yaşamın, insan hayatının en keyifli şeyi.

kedi sözlük yazar sayısının 800 olması

yazmadıkları sürece bir anlamı olmayan sayı. isterse 5000 olsun ne fark eder. az olsun, yazsın. en makbulü o.

kedi aknesi

terramycin iyi geliyor. oldukça azaldı, yenmek üzereyiz inşallah.

kedilerde kulak uyuzu

tam olarak tedavi olmazsa yakın zamanda tekrarlama olasılığı vardır.

farelerin paris'i istila etmesi

amerika'da sokaklar çok temiz çünkü hiç hayvan yok diyen insan türü

kedi gibi düşünmek ve davranmak

stephane garnier yazmış, ebru erbaş çevirmiş, paloma yayınevi basmış.

https://www.idefix.com/Kitap/Kedi-Gibi-D...

barınakların durumu nasıl düzelir

nasıl düzelir çok fikrim yok ama bir barınak görevlisinin uzunca yazdığı bir yazı mevcut. vakti olanların okumasını öneririm.

ben bir barınak yöneticisiyim. sizlere bir barınağın arka planında olan bitenleri anlatmak istiyorum. umarım bu sesi duyarsınız...

öncelikle, siz üreticiler ve satıcılar hepiniz bir tek gün olsun bir barınakta çalışmalısınız. belki o gözlerdeki kederli, acı dolu, hüzünlü ifadeyi görürseniz, tanımadığınız ve hiç tanımayacağınız insanlar için köpek üretmekten ve satmaktan vazgeçersiniz.

az önce sattığınız şu küçük şirin köpek yavrusu var ya büyüyüp de artık küçük şirin köpek yavrusu olmadığında büyük olasılıkla benim barınağıma düşecek yolu. peki, bir barınağa bırakılan bir köpeğin % 90 olasılıkla o barınaktan yürüyerek çıkmadığını biliyor musunuz? ister safkan olsun, ister olmasın ister sahibi tarafından terk edilmiş olsun, ister başıboş olsun.. barınağıma gelen köpeklerin en az yarısı safkan köpekler.

en çok duyduğum bahane "taşınıyoruz ve köpeğimizi (ya da kedimizi) yeni evimize götürmemiz mümkün değil." öyle mi gerçekten? ya da "büyüdüğünde bu kadar iri olacağını bilmiyorduk, kocaman oldu." bir alman çoban köpeğinin ne kadar olmasını bekliyordunuz ki? "ona fazla zaman ayıramıyoruz." öyle mi? "ben günde 10-12 saat çalışıyorum ve 6 köpeğime de zaman ayırabiliyorum." isteyince mümkün bu. "bahçeyi birbirine katıyor." onu evinize alıp ailenizin bir parçası yapmayı denediniz mi hiç?

köpeklerini bana bırakırken hep söyledikleri de "biz ona yeni bir yuva bulmakla uğraşamıyoruz, ama eminiz ki barınakta birileri onu sahiplenecektir, çünkü o çok iyi bir köpek." hayır. büyük olasılıkla köpeğiniz barınaktayken yeni bir yuva bulamayacak.

bir barınakta yaşamanın ne kadar zor ve gerilimli olduğunu bilir misiniz?

anlatayım size isterseniz...

siz köpeğinizi barınağa bıraktıktan sonra yuva bulmak için en fazla 72 saat zamanı vardır. eğer barınakta yeterince boş yer varsa ya da köpeğiniz sağlıklı kalmayı başarırsa bu süre belki birkaç gün daha uzayabilir. eğer üşütür ve nezle olursa oracıkta ölüverir.

köpeğiniz, havlayan ve ağlayan 25 diğer hayvanla birlikte daracık bir bölmeye tıkıştırılacaktır. son derece depresif olacak ve kendisini terkeden aileyi düşünerek durmadan ağlayacaktır.

eğer köpeğiniz şanslıysa, o gün barınağa köpekleri gezdirmek için yeteri kadar gönüllü insan gelir. eğer yeteri kadar gönüllü gelmezse, köpeğiniz hiç kimsenin ilgisini ve dikkatini çekecek şansı bulamaz, kimse onun için bir şey yapamaz. kapısının altından uzatılan bir kap yiyeceği ya da kocaman bir vakumlu hortumla atıklarının temizlenmesini saymazsak tabii

eğer köpeğiniz iri ve sert ırklardansa (pitbull, rottweiller, mastiff vb), neredeyse barınaktan içeri girdiği anda ölmüştür zaten bu cins köpekler asla yeni bir yuva bulamazlar.. ne kadar şirin, akıllı ya da iyi huylu olurlarsa olsunlar, farketmez.

eğer barınak doluysa ve köpeğiniz ilk 72 saatte yuvalandırılamadıysa, yeni geleceklere yer açmak için köpeğiniz imha edilir. eğer barınakta yeteri kadar boş yer varsa ve köpeğiniz talep gören ırklardan birindense, imha süresi birkaç gün daha ertelenir.

çoğu köpek birkaç gün içinde yaşadığı bölmeyi aşırı koruyucu tavır geliştirir ve takındığı saldırgan tutum nedeniyle imha edilir. en masum, uysal ve sakin köpekler bile bu tavrı geliştirirler.

köpeğinizin bu engelleri aştığını varsaysak bile, kulübesinden dışarı çıkmadığı için birkaç günde öksürmeye başlayacak ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanacaktır. barınakların her köpek için tedavi sağlayacak bir bütçeleri yoktur, bu nedenle hastalanan köpeğinizin imha edilmesi kaçınılmazdır.

size köpeğinizin barınakta nasıl uyutulacağını da anlatmamı ister misiniz?

önce, köpeğiniz kafesinden tasmayla alınacak. sevinerek kuyruğunu sallamaya başlayacak, çünkü gezmeye götürüldüğünü sanacak. o odanın kapısına geldiğinde içeri girmek istemeyecek ve deliye dönecek.

ölümün kokusu mu var, bilmiyorum. orada yitip giden ruhları mı hissediyorlar, bilmiyorum. ama orada benim anlayamadığım bir şey var, ve istisnasız her köpek o kapıdan içeri girmemek için inanılmaz bir direnç gösterir.

köpeğiniz önce bağlanacak. ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak, 1 ya da 2 veteriner teknisyeni tarafından sıkıca tutulacak. sonra ötenazi teknisyeni ya da veteriner işleme başlayacak. ön ayakta bir toplardamar bulacak ve öldürücü dozda bir pembe sıvıyı damara enjekte edecek.

umarım köpeğiniz bağlı olduğu için panikleyip aniden bacağını çekmez. ani hareketlerde bacağı delip geçen iğneler gördüm ben fışkıran kandan kıpkırmızıya boyanan duvarlar gördüm. kulakları sağır edecek çaresiz çığlıklar duydum. hepsi hemen oracıkta tatlı bir uykuya dalmaz, bazen bir süre kasılırlar ve solukları kesilir, nefes almaya çalışırlar ve kendi üzerlerine dışkılarlar.

herşey sona erdiğinde, köpeğinizin cesedi, barınağın arkasında çöp gibi toplanmayı bekleyen diğer köpeklerin cesetleri üzerine istiflenir, tıpkı yakacak odunlar gibi.
sonra ne olur dersiniz? yakılır mı? çöpe mi atılır? başka evcil hayvanlar için mamaya mi dönüştürülür?

bilemezsiniz, hatta hayal bile edemezsiniz. zaten bilmek de istemezsiniz.
nasılsa o sadece bir hayvandı. hem istediğiniz zaman yenisini alabilirsiniz, öyle değil mi?
umarım bunları okurken gözleriniz yuvalarından fırlıyordur ve umarım benim her gün tanık olduklarımı gözünüzde canlandırıyorsunuzdur.

işimden nefret ediyorum. işimin ve barınakların hala var olmak zorunda oluşundan nefret ediyorum. sizler değişmedikçe barınakların var olmaya devam edecekleri gerçeğinden nefret ediyorum. etkilediğiniz hayatların, sadece barınağa atıp gittiğiniz zavallı bir köpeğin hayatından ibaret olmadığını bilmiyor oluşunuzdan nefret ediyorum.

her yıl sadece amerika birleşik devletlerinde barınaklarda 11 milyon h
ayvan ölüyor ve bunu sadece siz durdurabilirsiniz. her bir canı kurtarabilmek için elimden gelenin fazlasını yapıyorum, ancak barınaklar tıka basa dolu, ve her gün yeni hayvanlar gelmeye devam ediyor.

söyleyeceğim şeye lütfen kulak verin:

barınaklardaki köpekler ölüyorken köpek satın almayın.

köpeğinize eş aramayın, köpeğinizi çiftleştirmeyin.

bir kez olsun anneliği / babalığı yaşasın demeyin. köpeklerde annelik / babalık duygusu insanlardaki gibi değildir, aile kavramı yoktur. dişi köpekler, büyüdüğü zaman yavrularını tanımazlar bile erkekler ise hiç bir zaman yavrusunu bilmez.
kısırlaştırılmamış her bir köpek, 6 yılda 67.000 köpeğin doğumuna neden olur, bunu unutmayın.

kaçınılmaz sonları barınaklarda ölmek olan yavruların doğmalarına izin vermeyin.
doğacak yavruların hepsini de sahiplenecek güvenilir insanlar buldum diyorsanız tekrar düşünün. 6 ay sonra gidip baktığınızda artık o güvenilir kişilerde olmadıklarını göreceksiniz, bundan emin olun

isterseniz benden nefret edin. ama gerçeği değiştiremezsiniz ve gerçek her zaman acıdır.
belki bunu okuyanlar içinde köpeğini çiftleştirmek isteyen, köpeğini barınağa vermeyi düşünen, ya da köpek satın almaya niyetli bir tek kişinin olsun fikrini değiştirebilirim.
belki bunu okuyan bir kişi bir barınağa gider, bir yazı okudum ve bir köpeği kurtarmaya geldim der.

dünyayı kediler yönetse

alaska’nın talkeetne ilçesinde yaşayan ve 20 yıl belediye başkanlığı yaptıktan sonra melek olan stubbs, buna bir örnek olsa gerek.

https://patiliyo.com/belediye-baskani-st...

hadi şimdi uyuyalım.

şarkı sözlerini miyavla değiştirmek

bu kez pek bir afili yalnızlık
aldatan bir kadın kadar miyav
ağzı bozuk üstelik bırakmıyor acıtmadan
bu kez pek bir afili yalnızlık
ağlayan bir kadın kadar miyav
tuzaklar kurmuş üstelik
bırakmıyor acıtmadan
bitiyorum her nefeste
ne halim varsa miyav
çok koştum, çok yoruldum
ve şimdi ben de miyav

şarkı sözlerini miyavla değiştirmek

miyav miyav daha öncekiler gibi
bu da miyav neler neler miyav ki
yine düşer deli divane gönlüm aşka
aşka vurgunum ben...
hep aynı heyecan aynı çocuksu hayal
ben böyle biraz deli sende biran öyle kal
nasıl olsa miyav...

kedilerin birçok insandan daha temiz olması

temizlik konusunda insanların kedilerden öğrenecekleri çok şey var gerçekten.

instagramda sürekli kedi paylaşan insan

takipçilerinizden bazıları sırf bu sebeple takibi bırakabilirler. zaten bıraksınlardır. kedi sevmeyen insan bi zahmet beni takip etmesiz zatendir. alternatif olarak kedisi için instagram hesabı açanların sayısı da bi hayli fazla. aslında iyi fikir, neden olmasındır.

kedi götünü görmüş yaram var demiş

deyimler sözlüğüne giren deyimlerimizden. hasta olduğunu söyleyenlere "turp gibisin, hiçbir şeyin yok" anlamında kullanılan sevmediğim deyim.

kedili video klipler

kedilerde empati

hasta olanlara yaklaşımları konusunda bir kaç şey duymuştum. ağlayan ve üzgün olan insanları da anlayabiliyorlar sanırım. bir de çocuklara olan töleransları, sanırları da empati kurabildiklerini gösteriyor bence.
  • /
  • 6

sonda

tıkanan idrar yolunu açık tutmak ve idrar atımını sağlamak için takılan ince silikon hortumcuk.

kısır erkek kedilerde sık karşılaşılan bir sorunmuş idrar yolunun tıkanması. kedimiz bir sabah keyifsizleşti, akşamdan sabaha kusmaya başladı. kuma gidip oturduğu halde çiş yap(a)madı. sabah ilk iş veterinere gittik. idrar kesesi doluymuş ancak çıkan bir şey yoktu.

sonda takılınca yakalık da geldi. iki rahatsız edici aparatla hayat zorlaştı. sondanın ucu açık olduğu için idrar geldikçe akacaktı. oğlumun çişinin yolunu gözler oldum. sürekli damladığı ve belki bir türlü temizlenemediği için ne kadar kucaklayıp odamıza getirsem de banyoda geçirdi günlerini. yerlere örtü serdiğimde bile itekleyip fayansa yatıp çişini oraya bıraktı.

sonuç; kış günü sürekli ıslak ve fayansa yatma sonucu hipotermi. sonda çıkarıldı. saç kurutma makinasıyla kurutuldu klinikte. 35 derece olan vücut ısısı 38 derece olana dek müdahale edildi.
evde sarıp sarmaladık. 2 saatte bir anüsten sıcaklık takibi yaptım. gece sondasız kuru ve sıcak geçti. şimdi bu açıdan her şey yolunda.

yaşasın su lup luplayan kedi dili ve çişi sağlıklı bir şekilde bırakabilen sistem elemanları.

sokak kedilerini beslerken çizik içinde kalmak

kucak sevmiyor keratalar. izi kalır ama öldürmez bemce.

sokak kedilerini beslerken çizik içinde kalmak

her gün maruz kaldığım durum. çünkü beslerken mıncıklamadan duramıyorum. çizilen bölgeyi serumla siliyorum. ölür müyüm?*

kedi sözlük birinci ankara buluşması

üç büyük şehirde birer buluşma ayarlamak çok güzel olur diye düşünüyorum. ankara buluşmamız için tarih mekan saat bilgimiz aşağıdaki şekilde.

isteyen yazarlar +1 arkadaş getirebilir yanında

tarih: 1 aralık 2018 cumartesi
saat: 16:00
yer: bahçeli 7 b'eat cafe & bistro

katılacağını belirten yazarlara özelden telefon numaramı gönderdim. haberleşebilmek kolay olsun.

katılanlar: (zaman zaman güncellenecek)

(bkz:kediliçe)
(bkz:münevver)
(bkz:keltox)
(bkz:milosscat)
(bkz:wichienmaat)
(bkz:kedivet)
(bkz:cadılarım)
(bkz:fonduethecat)
(bkz:müdür bu buna konuş)
(bkz:minef)
(bkz:tekirthecat)
(bkz:müzmüz)
(bkz:ecekl)
(bkz:missgaiga)
(bkz:dr minnak)
(bkz:nazlithecatgirl)

hayvan istifçiliği

okuyunca şaşırmama, hiç bu açıdan bakmamıştım diye düşünmeme sebep olan durum. ince bir çizgi sanırım. rahatsızlık olarak tanımlanmakta. kime göre, neye göre diyebilirsiniz. çünkü bir çoğumuz buna meyilliyiz bence. ucu bucağı yok. ancak hayvanları kötü ve sağlıksız şartlarda barındırmak da suç olmalı. ne kadar iyi niyetli olunsa da bakabileceği sayının çok üzerinde sorumluluk almaya kalkmak tehlikeli olabiliyor hayvanlar açısından.

http://anadolukedisi.com/tr/Yazi/kedi-ve...
https://patipedia.com/2016/04/21/hayvan-...

farelerin paris'i istila etmesi

avrupanın çoğu şehrinde sokak hayvanı sayısı 0. insanın gözü kedi köpek görmek istiyor ama yok. madem kedi köpek yok fareleri seyretsin parisliler bu da bir şeydir yani.

kedi sözlük

hangi başlığa yazacağımı bilemediğim için buraya geldim sevgili sözlük.

favorilere eklediğim entrylerin tamamını göremiyorum. * sayfa sonuna kadar gösteriyor ancak daha fazla yükle dediğimde devamı gelmiyor. yani son favorilediklerim görünüyor. ancak daha eski olanlara ulaşamıyorum.

aradığım bir entry var, bulabilmek için favorilediklerimi siliyorum sırayla. her seferinde görünmeyen eski tarihli bir entry üste çıkıyor, böyle böyle bulacağım hadi bakalım. *

edit: bir de sözlük yazarlarının sözlük kullanırken yaşadığı sıkıntılar, sorular gibi bir başlık olsa oradan iletsek meramımızı. diğer yazarların da ortak soruları varsa birbirimizin derdine derman olsak.

dünyayı kediler yönetse

kesinlikle çok daha temiz bir yer olurdu. benim kediler göz önünde bulundurulursa biraz tembel olurduk ama sevgi dolu olurdu.

instagramda sürekli kedi paylaşan insan

bunlardan biriydim ben de. sanırım o yüzden hikayelerimdeki 500-600 görüntülenme 300lere düştü. insanlar beni sessize aldı ahahahah. ben de sıkmamak lazım diye düşündüğüm için kedilerimin instagram hesabından paylaşım yapıyorum. çıkın gelin kediciler : 5cat2people

kedilerin birçok insandan daha temiz olması

kediler hiç abartmasız bir çok insandan daha temizdir. kişisel temizliklerine gösterdikleri özen, tuvalet alışkanlıkları, say say bitmez

Toplam entry sayısı: 120

anne altından yavru

tavuk, inek, hindi, koyun vb. satışı yapan kesim için hayvan üretenlere sesiniz çıkmaz, kedi yetiştirenlere tepki verirsiniz. sizin hayvanseverliğiniz bu kadar işte. devlet tarafından satış ve yetiştiricilik yapabilecek yetkilere sahipse, sertifika, yetiştirme izni ve buna benzer belgeleri varsa, vergisini de ödüyorsa başka aileleri, çocukları mutlu etmelerinde hiç sakınca yok. kedi sevgisi o ailede veya bireyde belki bir british, scottish ile başlar, sonra bu sevgi büyür sokaklara yayılır. bırakın da ne seveceğime, ne alacağıma ben karar vereyim!

kedi sözlük'ün ömrü

aslına bakılırsa 650 kişinin üzerinde kayıtlı yazar var. buna rağmen bu kadar az yazı girilmesi üzücü. ben bi kedisever olarak elimden geldiğince yazmaya devam edeceğim.

kedilerde iç ve dış parazit tedavisi

veterinerler genellikle 2 ay aralıklarla yapmak gerekli diyorlar fakat ben 3 ay periyodlarla yapıyorum. iç parazit için aniprazol ve caniverm, dış parazit için ise broadline, fiprex ve stronghold kullandım şimdiye kadar.

kedilerde beden dili ve edebiyatı

kedilerin beden dili mi olurmuş demeyin. cidden var. web üzerinde görseller bulmuştum ve bunu kendi web sitemde detaylı olarak yazıp videolarla da desteklemiştim.

merak edenler okuyabilirler.

https://wimpycathouse.com/kedilerde-bede...




kedi güzellik yarışmaları

bir kez kedilerimin ırk tescillerini yapıp şecerelerini almak için katılmıştım. 3 allbreed hakem vardı, biri rus, biri ispanyol, biri ise amerikalıydı. kedi ırkları konusunda uzmanlaşmak adına yıllarını vermişler, hepsi 50 yaş üzerindeydiler. fakat kedilerin incelemelerini öyle dikkatlice yapıyorlar ki, büyük emek ve ciddi bilgi sahibi hepsi. dünya federasyonları cidden konuya çok profesyonel yaklaşıyor, ülkelerinde de zaten kediseverler birbirlerini yemiyor cins kedilere karşı önyargılı yaklaşmıyor, kedisini ücretli sahiplendi diye kimse ipe çekilmiyor, homm öyle mi o zaman senin kedi sevginden şüphe duyuyorum gibi gereksiz polemiklere girmiyorlar. dilerim biz de bir gün profesyonelleşip dünya federasyonlarına gebe kalmaktan kurtuluruz.

barınakların durumu nasıl düzelir

nasıl düzelir çok fikrim yok ama bir barınak görevlisinin uzunca yazdığı bir yazı mevcut. vakti olanların okumasını öneririm.

ben bir barınak yöneticisiyim. sizlere bir barınağın arka planında olan bitenleri anlatmak istiyorum. umarım bu sesi duyarsınız...

öncelikle, siz üreticiler ve satıcılar hepiniz bir tek gün olsun bir barınakta çalışmalısınız. belki o gözlerdeki kederli, acı dolu, hüzünlü ifadeyi görürseniz, tanımadığınız ve hiç tanımayacağınız insanlar için köpek üretmekten ve satmaktan vazgeçersiniz.

az önce sattığınız şu küçük şirin köpek yavrusu var ya büyüyüp de artık küçük şirin köpek yavrusu olmadığında büyük olasılıkla benim barınağıma düşecek yolu. peki, bir barınağa bırakılan bir köpeğin % 90 olasılıkla o barınaktan yürüyerek çıkmadığını biliyor musunuz? ister safkan olsun, ister olmasın ister sahibi tarafından terk edilmiş olsun, ister başıboş olsun.. barınağıma gelen köpeklerin en az yarısı safkan köpekler.

en çok duyduğum bahane "taşınıyoruz ve köpeğimizi (ya da kedimizi) yeni evimize götürmemiz mümkün değil." öyle mi gerçekten? ya da "büyüdüğünde bu kadar iri olacağını bilmiyorduk, kocaman oldu." bir alman çoban köpeğinin ne kadar olmasını bekliyordunuz ki? "ona fazla zaman ayıramıyoruz." öyle mi? "ben günde 10-12 saat çalışıyorum ve 6 köpeğime de zaman ayırabiliyorum." isteyince mümkün bu. "bahçeyi birbirine katıyor." onu evinize alıp ailenizin bir parçası yapmayı denediniz mi hiç?

köpeklerini bana bırakırken hep söyledikleri de "biz ona yeni bir yuva bulmakla uğraşamıyoruz, ama eminiz ki barınakta birileri onu sahiplenecektir, çünkü o çok iyi bir köpek." hayır. büyük olasılıkla köpeğiniz barınaktayken yeni bir yuva bulamayacak.

bir barınakta yaşamanın ne kadar zor ve gerilimli olduğunu bilir misiniz?

anlatayım size isterseniz...

siz köpeğinizi barınağa bıraktıktan sonra yuva bulmak için en fazla 72 saat zamanı vardır. eğer barınakta yeterince boş yer varsa ya da köpeğiniz sağlıklı kalmayı başarırsa bu süre belki birkaç gün daha uzayabilir. eğer üşütür ve nezle olursa oracıkta ölüverir.

köpeğiniz, havlayan ve ağlayan 25 diğer hayvanla birlikte daracık bir bölmeye tıkıştırılacaktır. son derece depresif olacak ve kendisini terkeden aileyi düşünerek durmadan ağlayacaktır.

eğer köpeğiniz şanslıysa, o gün barınağa köpekleri gezdirmek için yeteri kadar gönüllü insan gelir. eğer yeteri kadar gönüllü gelmezse, köpeğiniz hiç kimsenin ilgisini ve dikkatini çekecek şansı bulamaz, kimse onun için bir şey yapamaz. kapısının altından uzatılan bir kap yiyeceği ya da kocaman bir vakumlu hortumla atıklarının temizlenmesini saymazsak tabii

eğer köpeğiniz iri ve sert ırklardansa (pitbull, rottweiller, mastiff vb), neredeyse barınaktan içeri girdiği anda ölmüştür zaten bu cins köpekler asla yeni bir yuva bulamazlar.. ne kadar şirin, akıllı ya da iyi huylu olurlarsa olsunlar, farketmez.

eğer barınak doluysa ve köpeğiniz ilk 72 saatte yuvalandırılamadıysa, yeni geleceklere yer açmak için köpeğiniz imha edilir. eğer barınakta yeteri kadar boş yer varsa ve köpeğiniz talep gören ırklardan birindense, imha süresi birkaç gün daha ertelenir.

çoğu köpek birkaç gün içinde yaşadığı bölmeyi aşırı koruyucu tavır geliştirir ve takındığı saldırgan tutum nedeniyle imha edilir. en masum, uysal ve sakin köpekler bile bu tavrı geliştirirler.

köpeğinizin bu engelleri aştığını varsaysak bile, kulübesinden dışarı çıkmadığı için birkaç günde öksürmeye başlayacak ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanacaktır. barınakların her köpek için tedavi sağlayacak bir bütçeleri yoktur, bu nedenle hastalanan köpeğinizin imha edilmesi kaçınılmazdır.

size köpeğinizin barınakta nasıl uyutulacağını da anlatmamı ister misiniz?

önce, köpeğiniz kafesinden tasmayla alınacak. sevinerek kuyruğunu sallamaya başlayacak, çünkü gezmeye götürüldüğünü sanacak. o odanın kapısına geldiğinde içeri girmek istemeyecek ve deliye dönecek.

ölümün kokusu mu var, bilmiyorum. orada yitip giden ruhları mı hissediyorlar, bilmiyorum. ama orada benim anlayamadığım bir şey var, ve istisnasız her köpek o kapıdan içeri girmemek için inanılmaz bir direnç gösterir.

köpeğiniz önce bağlanacak. ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak, 1 ya da 2 veteriner teknisyeni tarafından sıkıca tutulacak. sonra ötenazi teknisyeni ya da veteriner işleme başlayacak. ön ayakta bir toplardamar bulacak ve öldürücü dozda bir pembe sıvıyı damara enjekte edecek.

umarım köpeğiniz bağlı olduğu için panikleyip aniden bacağını çekmez. ani hareketlerde bacağı delip geçen iğneler gördüm ben fışkıran kandan kıpkırmızıya boyanan duvarlar gördüm. kulakları sağır edecek çaresiz çığlıklar duydum. hepsi hemen oracıkta tatlı bir uykuya dalmaz, bazen bir süre kasılırlar ve solukları kesilir, nefes almaya çalışırlar ve kendi üzerlerine dışkılarlar.

herşey sona erdiğinde, köpeğinizin cesedi, barınağın arkasında çöp gibi toplanmayı bekleyen diğer köpeklerin cesetleri üzerine istiflenir, tıpkı yakacak odunlar gibi.
sonra ne olur dersiniz? yakılır mı? çöpe mi atılır? başka evcil hayvanlar için mamaya mi dönüştürülür?

bilemezsiniz, hatta hayal bile edemezsiniz. zaten bilmek de istemezsiniz.
nasılsa o sadece bir hayvandı. hem istediğiniz zaman yenisini alabilirsiniz, öyle değil mi?
umarım bunları okurken gözleriniz yuvalarından fırlıyordur ve umarım benim her gün tanık olduklarımı gözünüzde canlandırıyorsunuzdur.

işimden nefret ediyorum. işimin ve barınakların hala var olmak zorunda oluşundan nefret ediyorum. sizler değişmedikçe barınakların var olmaya devam edecekleri gerçeğinden nefret ediyorum. etkilediğiniz hayatların, sadece barınağa atıp gittiğiniz zavallı bir köpeğin hayatından ibaret olmadığını bilmiyor oluşunuzdan nefret ediyorum.

her yıl sadece amerika birleşik devletlerinde barınaklarda 11 milyon h
ayvan ölüyor ve bunu sadece siz durdurabilirsiniz. her bir canı kurtarabilmek için elimden gelenin fazlasını yapıyorum, ancak barınaklar tıka basa dolu, ve her gün yeni hayvanlar gelmeye devam ediyor.

söyleyeceğim şeye lütfen kulak verin:

barınaklardaki köpekler ölüyorken köpek satın almayın.

köpeğinize eş aramayın, köpeğinizi çiftleştirmeyin.

bir kez olsun anneliği / babalığı yaşasın demeyin. köpeklerde annelik / babalık duygusu insanlardaki gibi değildir, aile kavramı yoktur. dişi köpekler, büyüdüğü zaman yavrularını tanımazlar bile erkekler ise hiç bir zaman yavrusunu bilmez.
kısırlaştırılmamış her bir köpek, 6 yılda 67.000 köpeğin doğumuna neden olur, bunu unutmayın.

kaçınılmaz sonları barınaklarda ölmek olan yavruların doğmalarına izin vermeyin.
doğacak yavruların hepsini de sahiplenecek güvenilir insanlar buldum diyorsanız tekrar düşünün. 6 ay sonra gidip baktığınızda artık o güvenilir kişilerde olmadıklarını göreceksiniz, bundan emin olun

isterseniz benden nefret edin. ama gerçeği değiştiremezsiniz ve gerçek her zaman acıdır.
belki bunu okuyanlar içinde köpeğini çiftleştirmek isteyen, köpeğini barınağa vermeyi düşünen, ya da köpek satın almaya niyetli bir tek kişinin olsun fikrini değiştirebilirim.
belki bunu okuyan bir kişi bir barınağa gider, bir yazı okudum ve bir köpeği kurtarmaya geldim der.

anne altından yavru

tavuk, inek, hindi, koyun vb. satışı yapan kesim için hayvan üretenlere sesiniz çıkmaz, kedi yetiştirenlere tepki verirsiniz. sizin hayvanseverliğiniz bu kadar işte. devlet tarafından satış ve yetiştiricilik yapabilecek yetkilere sahipse, sertifika, yetiştirme izni ve buna benzer belgeleri varsa, vergisini de ödüyorsa başka aileleri, çocukları mutlu etmelerinde hiç sakınca yok. kedi sevgisi o ailede veya bireyde belki bir british, scottish ile başlar, sonra bu sevgi büyür sokaklara yayılır. bırakın da ne seveceğime, ne alacağıma ben karar vereyim!

sözlük yazarlarının kedili anıları

saymakla anlatmakla bitmez ama evime aldığım üçüncü kedim, henüz 2 aylıktı, soğuk algınlığı ishali var, burnu akıyor, gözleri enfeksiyonlanmış akıyor ve yarı şiş. hava soğuk, yanımda ne bir taşıma kabı var, ne de bir kutu. gece saat 23:00. yürümem gereken 25 dakikalık yol. montumun içine koydum, küçük suratı, minik bedeniyle hiç kıpırdamadan duruşu, mırıldayarak bana yol boyunca teşekkür eder gibi bakışı unutamadığım anılardan biridir. sonra tedavi süreci ve şu an gayet sağlıklı beraber yaşamaya devam ediyoruz.

kedi güzellik yarışmaları

bir kez kedilerimin ırk tescillerini yapıp şecerelerini almak için katılmıştım. 3 allbreed hakem vardı, biri rus, biri ispanyol, biri ise amerikalıydı. kedi ırkları konusunda uzmanlaşmak adına yıllarını vermişler, hepsi 50 yaş üzerindeydiler. fakat kedilerin incelemelerini öyle dikkatlice yapıyorlar ki, büyük emek ve ciddi bilgi sahibi hepsi. dünya federasyonları cidden konuya çok profesyonel yaklaşıyor, ülkelerinde de zaten kediseverler birbirlerini yemiyor cins kedilere karşı önyargılı yaklaşmıyor, kedisini ücretli sahiplendi diye kimse ipe çekilmiyor, homm öyle mi o zaman senin kedi sevginden şüphe duyuyorum gibi gereksiz polemiklere girmiyorlar. dilerim biz de bir gün profesyonelleşip dünya federasyonlarına gebe kalmaktan kurtuluruz.

kedi sözlük'teki cins kedi düşmanları

"biz ticaretine karşıyız" deseler de her cümlelerinde cins kedilere olan nefretlerini dile getiriyorlar. fakat ben bu kafadaki yazarların sayılarının fazla olduklarını düşünmüyorum, gözüme çarpan 4-5 yazar var sadece. onlar da kendilerini iyi ifade edemiyorlar, cümlelerinin hepsi tekdüze ve hep aynı kelimelerden oluşuyor. çok dikkate almamakta fayda var. görmezden gelerek üstesinden gelinebilir. cins olsun olmasın, insanlar kedileri ile beraber yaşamaktan mutlularsa, kimsenin diğer insanların kedilerini bu denli eleştirmeye ve kötülemeye hakkı olduğu düşünmüyorum.

kedi sözlük'teki cins kedi düşmanları

"biz ticaretine karşıyız" deseler de her cümlelerinde cins kedilere olan nefretlerini dile getiriyorlar. fakat ben bu kafadaki yazarların sayılarının fazla olduklarını düşünmüyorum, gözüme çarpan 4-5 yazar var sadece. onlar da kendilerini iyi ifade edemiyorlar, cümlelerinin hepsi tekdüze ve hep aynı kelimelerden oluşuyor. çok dikkate almamakta fayda var. görmezden gelerek üstesinden gelinebilir. cins olsun olmasın, insanlar kedileri ile beraber yaşamaktan mutlularsa, kimsenin diğer insanların kedilerini bu denli eleştirmeye ve kötülemeye hakkı olduğu düşünmüyorum.

parayla kedi almak

seviyorsan git al bence.

kedi güzellik yarışmaları

bir kez kedilerimin ırk tescillerini yapıp şecerelerini almak için katılmıştım. 3 allbreed hakem vardı, biri rus, biri ispanyol, biri ise amerikalıydı. kedi ırkları konusunda uzmanlaşmak adına yıllarını vermişler, hepsi 50 yaş üzerindeydiler. fakat kedilerin incelemelerini öyle dikkatlice yapıyorlar ki, büyük emek ve ciddi bilgi sahibi hepsi. dünya federasyonları cidden konuya çok profesyonel yaklaşıyor, ülkelerinde de zaten kediseverler birbirlerini yemiyor cins kedilere karşı önyargılı yaklaşmıyor, kedisini ücretli sahiplendi diye kimse ipe çekilmiyor, homm öyle mi o zaman senin kedi sevginden şüphe duyuyorum gibi gereksiz polemiklere girmiyorlar. dilerim biz de bir gün profesyonelleşip dünya federasyonlarına gebe kalmaktan kurtuluruz.

anne altından yavru

tavuk, inek, hindi, koyun vb. satışı yapan kesim için hayvan üretenlere sesiniz çıkmaz, kedi yetiştirenlere tepki verirsiniz. sizin hayvanseverliğiniz bu kadar işte. devlet tarafından satış ve yetiştiricilik yapabilecek yetkilere sahipse, sertifika, yetiştirme izni ve buna benzer belgeleri varsa, vergisini de ödüyorsa başka aileleri, çocukları mutlu etmelerinde hiç sakınca yok. kedi sevgisi o ailede veya bireyde belki bir british, scottish ile başlar, sonra bu sevgi büyür sokaklara yayılır. bırakın da ne seveceğime, ne alacağıma ben karar vereyim!

kedi yetiştiricileri veritabanı

(bkz:wimpy cat house)

tica cattery, felinoloji derneği ve safkan kedi ırkları derneği üyesi, istanbul / beylikdüzü.
scottish fold, scottish straight kediler yetiştiriyor. blue, blue point, golden, black golden, red, silver kürklere sahip yavrular bulunabilir.

web: https://wimpycathouse.com/
facebook: https://www.facebook.com/wimpycathouse/
twitter: https://twitter.com/WimpyCatHouse
instagram: https://www.instagram.com/wimpycathouse/