yılan seven insan

ay allah'ım kedi, köpek, tavşan, papağan vs. dururken insan evine yılan nasıl getirir? onu nasıl evcil hayvan olarak görür? tüylerim yazarken diken diken oldu! ben tv ekranında bakamıyorum, videosuna tıklayamıyorum, ağaç altında duramıyorum ne olur ne olmaz diye...hayır piton filan alıyorlar ben inanmıyorum evcil olmaz yani aklına esse gece boğup yese diye de mi korkmaz insan? komşumda olsa yeminle o evden taşınırım. tuvaletlerden filan kaçıp komşunun tuvaletinden çıkıyormuş neyse ki, bu dediğim pek bizde yok daha çok abd ve avrupa'da oluyormuş okuduğum haberlerde...
ben insanların her türden canlıyla, doğru şartlar altında ve sevgiyle iletişim kurabileceğine, bir bağ oluşturulabileceğine inanıyorum. yılan sevmeleri bana garip gelmiyor. ama yılan gibi bir canlının ev ortamında bakılması garip geliyor açıkçası. bir de beni rahatsız eden şey yılanları canlı yem ile beslemeleri. doğada av'ın bir kaçış alanı vardır. mücadele edebileceği bir ortamdadır, hayatta kalma şansı % 50 dir. bu şekilde kafesine canlı bir fare veya benzeri bir canlı bırakmaları çok sadistçe.
ayyyyl evet çok korkunç....kesinlikle sadistlik:( öyle korkunç bir hayvanın evde işi olamaz yok yaaa kimse kusura bakmasın yani....
yılan seven insan denilince sıkıntı yok ama yılan besleyen insansa bir sıkıntı vardır bence ya. bunlar evcil hayvan değil ki evde beslensin. yılan nedir. değişik bir durum hakikaten. insan korkar beni yer ısırır falan diye.
evet yaaa yemesi, ısırması zaten korkunç, şekli şemali de korkunç! ya sevimli bir canlı türü değil resmen korkunç yaa....görsem kesin kalpten giderim o kadar korkuyorum! değil eline almak, tutmak, evine koymak! sepet açamıyorum ben korkudan!..
sene bilmem kaç, gazi üniversitesi canlı hayvan sergisi diye birşey açıldı (şimdiki aklımla kafese tıkılmış hayvanları görmek için tabiki gitmezdim) birkaç arkadaş gittik, alan çok kalabalık ve cam bir fanusa konmuş toraman bir kobra.
başladım büyülenmiş gibi onun hareketlerini izlemeye ve sahibi olacak delikanlı kişisinin dikkatini çekmiş olmalı ki, dokunmak ister misin çıkarayım kafesten, korkma zehri alındı dedi, anlık bir şok sonrası cılız bir sesle oluuur dedim ve çıkarıp boynuma dolamasıyla alandaki herkesin, arkadaşlarım dahil, çığlık çığlığa dışarı kaçışması bir oldu...
o an biraz korkuyla karışık büyülenmiştim ve onun buzdolabı hissi veren soğuk derisi ve muazzam desenleri hayretler içinde kalmama neden olmuştu...
söyleyebileceğim tek şey hayranım kendilerine...
iguna, kertenkele, yılan ve benzerleri gerçekten müthiş canlılar, kıyamam hiç birine, fakat tabiki bırakalım onlar vahşi doğalarında, özgür ve mutlu yaşasınlar.
ayyyyyyyyyyyyy inanmıyorum ben kalp krizi geçirdim, gözümü hastanede açtım diyeceksiniz sandım. allah'ım görmedim, gösterme yarabbim. aminnnn..
yılan bir çoğumuzu korkutsa da empati yaptığınızda bir kediden çok daha savunmasız olduğunu hemen fark edeceksiniz. ama işte o kımıl kımıl yapısı ve sessizliği yine de insanı ürkütüyor, alışılmayacak bir şey değil bence diyeyim apartman dairesinden yılanlara uzak bir yerden rahatlıkla atıp tutarak
ben severim.
soğukkanlı hayvanları severim. kertenkele, iguana, bukalemun, komodo ejderi, kurbaa, kaplumbağa...
isteyen istediği ile hayatını paylasabikir ancak toplum sağlığı öncelikle olmalı. ve bir de yılan evcil hayvan degil ki.. günahtir
cesareti ve soğukkanlı oluşu sebebiyle saygı duyduğum insan. tercih meselesi. yazarların kedilerden sonra en çok sevdiği hayvan başlığında da yazmıştım. öpüp sarılıp mıncıramadığım hayvanlar bana hitap etmiyor. hayvanlarla duygusal bağ kurabilmek önemli benim için. yılanla da ne kadar duygusal paylaşımımız olur bilemedim.* kedi gibi derdimi anlar mı, gözyaşlarımı siler mi, şebeklikler yapıp güldürür mü. birlikte uyuyamadıktan sonra ne anlamı var ayrıca.
her ne kadar kedi seven insan ile bir tutulamasa da bence anormal bir insan da değildir.
alıp evde beslemem (korkumdan ya da tiksindiğimden değil evcil değil ve olamaz o yüzden) ama fırsat bulursam sevmek isterim..