gittiği her yerde, kuytu köşedeki kediyi bile farketmesi,onu doyasıya sevmesi...
sokaktaki insanların deli sanması pahasına dahi olsa kediciklerle konuşması...
ankaradan eskişehire gitme sebebim, aklımı alan güzel yerdi. kapanmasaydı iyiydi. benim gibi kedisiz, çakma kedicilerin sığınabileceği güzel bir mekandı
mutfağa ve yemek odasına kedilerin girmesine izin verilmiyordu. hoş, hürrem isimli kedinin yemek odasında kahvaltı tabağıma atlamışlığı oldu bir kere.
kedi temiz hayvandır yahu, hijyen sorun olmaz. canını yerim o hayvancıkların.
en sevdiğim mina urgan’ın efsanevi tarifi
"kedilere tutkuyla bağlananlar, öteki insanlardan bambaşka bir soydandır bana kalırsa. bu soy, gerçekten soylu bir soydur. belirli bir kültür düzeyi ve duyarlılık şarttır kedileri tutkuyla sevebilmek için.
bu soydan olanlar genellikle kültürlü, ince, sanat meraklısı insanlardır. kaba saba bir hödüğün kedi sevmesinin yolu yoktur.”
kedileri tanımayan nankör ve bencil olduğunu düşünenlerin çok şaşıracağı bir şey ama yeni doğum yapmış anne bir kedi kendisiyle hiçbir kan bağı olmayan başka bir minnağı benimseyip onu emzirebilir. bazen yeni doğum yapmasına da gerek olmayabiliyor. annelik iç güdüsü çok yüksek olan bu kedilerin öksüz minnağı görmesi yeterli önce yalamaya başlıyor ve bir süre sonrada emziriyor.
milano'da var crazy cat cafe, gitmiştim çok sevmiştim ama kedi terapisi diye ekstra bir ücret ekleniyor hesaba... "2 kahve + 2 kedi terapisi" gibi. kediler kaçmasın diye 2 ayrı kapıdan giriliyor cafeye, etrafta kedi oyuncakları var kedilerle oynayabiliyorsunuz...
istanbul'da kedi dostu mekanlar çokça var ama bu tarz biryer henüz bilmiyorum...
genelde tüm kedilerle konuşmaya çalışıyorum. her insan gibi her kedi de bir değil;huysuzu var, daimi asık suratlı var,çok sevecen olanı var.ama bazı kediler var ki mükemeller;yeni tanışmış olsam bile benimle iletişim kuran, ben konuştukça miyavlayan, burnunu öptürenler... çok seviyorum onları çok.