kedinin ip yutması

abimin kedisi iple oynarken ipin büyük kısmını yutmuş, şimdi vet. kliniğe götürüyor dualarınızı bekliyorum ne olur arkadaşlar. ben de dua ediyorum sorunsuz çıksın. aminnnnn....
çok seviyoruz ama kedin mi var derdin var arkadaş yani allah başka dert göstermesin ama çok dikkat edin ip çok tehlikeli, halıda, ortalıkta ip, iğne vs. kazara bırakmayın.
hangimizin başına gelmedi ki dedirten durum.
burada da kahramanımız koca kafalı sarı kedi behlül, sen tam da misafirliğe gittiğimiz evde gece çamaşırlığın altından bulduğun siyah eşofman ipiyle oynarken oynarken onu yut, sabah garip garip davran, mama yeme oyun oynama anneyi anneanneyi paniklet, sonra da onu bir güzel kus, neyse ki betona -düşünceli çocuktur evladım-. her hikaye derin bir oh çekme ile sonlanmayabilir aman dikkat, bebek gibi korunması gerekiyor bu yaramazların
geçmiş olsun behlül'e, anestezi yapılmış ama kalın bağırsakta ve midede ip gözükmemiş, ince bağırsaklar görülmüyormuş tekrar eve gelmişler, inşallah bir köşeye kusmuştur görememişizdir diyoruz, hastaneye götürmeden önce bakmış abim kanepe, koltuk altlarına ama görememiş, ip uzunmuş bilmiyor nereye gitti bu ip:( aklımıza kumu gelmedi sabah kumuna bakacak inşallah bir şekilde çıkarsın...şimdi vet. den gelindi diye çok huysuz, sinirliymiş üstelik yarına kadar aç kalacakmış:( ah yarabbim hepimizin kedilerine o arada bizimkine de yardım etsin çok üzülüyoruz bunu da sağsalim atlatalım inşallah....:(
insan bebeklerinin kakalarında naylon parça arayan ana babalar en iyi bilirler ki bazen bir kedinin kakası da şükür sebebidir, "allaaaa euraka, çıktıııı çıktıııı" diye sevinçten zıplamak suretiyle *

behlül'cüğümüze geçmişler olsun, anne babasına da sabırlar bol kahveli ve mutlu sonlu kaka nöbetleri dilerim.
en son popomuzdan çıkan 30 cm lik ip ve ve iç gıcıklayıcı miyavlamayla son bulunmuş hadisedir. çok şükür, aklımı yitirmek üzereydim zira benim işim iplerle her ne kadar dikkat etsem de gözden kaçabiliyor. en korkuncu da dikiş makinemde takılı olan ipi yemesiydi düşününce bile tansiyonum sıfıra iniyor hala. millet ütüyü fişten çektim diye kaygılanır ben makineden masurayı çıkarttım mı diye. ah annem ah.
geçmiş olsun, inşallah abimin kedisi de yuttuysa poposundan çıkartır ya da inşallah abim yanlış görmüştür, ipi yutmamıştır bir yere atmıştır, korkumdan 2 gündür arayamadım, kötü bir haber olsa zaten gelirdi dedim. dua edip duruyorum...:(
serbest ip neyse de bir de kilimden sağdan soldan dişleriyle söktüklerini yiyorlar sanki günlerdir aç kalmışçasına. biz de bir keresinde popoya yapışmış iple farkettik yuttuğunu. neyse ki 5 cmlik bir püskül ipi yutmuş, onu da çıkarmış. endişe edip dikkat ediyoruz ama bir şekilde özellikle de diş değişim dönemindeyse bu tür saçma şeyleri çiğnemeyi seviyorlar, gizli gizli bir köşede yapabiliyorlar bu eylemi.
çok dikkat edilmeli bu duruma çünkü, bundan yirmi gün önce bir tanıdığımın oğlu paşa, yarım metreden daha uzunca bir ipi yutup dışkılama ya da kusma yoluyla çıkaramadığı için ameliyata alındı ve hayatını kaybetti maalesef... onlar hiç büyümeyen bebekler ve böyle ip, tel, lastik, kağıt, naylon gibi birçok şeye fazla meraklılar, aman dikkat...
çok üzüldüm, ipi yuttuğu anlaşılmadığı için yani geç kalındığı için mi oldu (hani yıllar önce benim kedim ip yutmuş, haberim yoktu yuttuğundan, kusunca ip yuttuğu ortaya çıkmıştı çok şaşırmıştım)yoksa ipi yutar yutmaz ameliyata alındığı halde mi kurtarılamadı? şunun için sordum biz 5 gün oldu, şükür abime sordum kedicik iyiymiş ama yine de tedirginiz....:(
ah çok tehlikeli çok. kedilerde yabancı cisim yutma olayı çok büyük problemlere yol açabilir. nitekim missgaiganın girisi de bunu gösteriyor. meraklı bebekler bunlar, dikkat etmek lazım. hiçbir problem olmamasına aşırı sevindim.
bir sinir oluyorum. bir tane kedim var, kulak çöpü yiyor. çöpe kafayı gömüp kulak çöpünü aldığıyla kaçar. peşinden kovala hadi, yakalaya bilirsen
anlatayım. izmir'de yaşıyorum o zamanlar. bir gün işten dönüyorum akşam, moralim bozuk, elektrik faturasını ödeyememişim kesmişler, söyleniyorum içimden yine gireceğim bomboş eve müzik de yok falan diye yürüyorum tin tin. eve yaklaştım çöpün yanından minik bir şey çıktı geldi miyav miyav. sevdim biraz devam ettim yürümeye. bir ara arkama baktım geliyor arkamdan, yürüyorum geliyor, yürüyorum geliyor. evin kapısına kadar geldi arkamdan baya bir yürüdü. dedim madem geldin gir içeri. bir moral oldu o çocuk bana, kocaman ettim büyüttüm sonra. neyse uzatmayayım işte bu evde yalnız olduğu bir gün saksıya sokulu çubuğun ucunda lastik gibi bir şey varmış çiçeği tutturmak için sanırım, onu yutmuş oynarken. eve geldim öğürüyor da öğürüyor çıkaramıyor, yorulup atıyor kendisini ölü gibi. elim ayağım buz kesti bir panik yaptım anlatamam. saat akşam 8-9 falan. izmir'i de tam bilmiyorum, tanıdık yok. o zamanlar internet falanda böyle göt cebinde değil. attım kendimi dışarı koşturuyorum, yolda gördüğümü çevirip soruyorum veteriner var mı buralarda diye, çeviriyorum soruyorum, nefes nefese kaç km koşturdum bilmiyorum bir tane veteriner buldum, içeride bir kadın oturuyor. soluk soluğa girdim ama konuşamıyorum soluklanmam lazım, merhaba kedim diyorum nefes alıyorum veriyorum, utanmasam ağlayacağım kocaman adam, evet dedi kadın yorgun ve ilgisiz bir sesle. dedim kedim bir şey yutmuş öğürüyor çıkaramıyor ne yapabilirim yardımcı olun. kadın gayet yorgun ve soğuk bir sesle, miri miriri mirim miriri bir şeyler dedi. hanfendi duyamıyorum dedim, hayvanı getirin bakalım ameliyatlık bir durum varsa da müdahale ederiz fakat şimdi kapatıyoruz kedi nerede dedi, kedi evde ben koşa koşa çıktım dedim. siz gelemez misiniz dedim. o zaman yarın getirin bir bakalım dedi. şimdi getirsem bekleseniz olur mu bir şey olur mu dedim, çok büyük bir şey değilse öğürerek atar onu dışarı yoksa müdahale gerekir bakmak lazım gibi bir şey dedi, ne kadar tutar dedim, elektriği ödeyememişim para da yok ki. işte şöyle yaparsak şu tutar şöyle olursa bu tutar falan filan o zaman için çok güzel paralar söyledi hatırlamıyorum.

eve dönüyorum ama koşarak değil, omuzlarım çökmüş, hani ben çok zor dönemler geçirdim ama başka bir canın zorda olduğunu ve sorumluluğun sizde olduğunu ve tüm buna rağmen bir şey yapamayacağınızı bilmek gibi bir acı yok sanırım. eve yürüyorum ama küçük adımlarla. lütfen diyorum bir şey olmasın, lütfen diyorum ölü bulmayayım falan diyorum. ayaklarım geri geri gidiyor kapıda. girdim içeri her zamanki yerinde yatıyor koltukta. sırtı dönük. titriyorum olm bildiğin nasıl dua ediyorum, yaklaştım döndü ne var der gibi. bir baktım halıya çıkarmış küçük çamaşır lastiği gibi bir şey. vay arkadaş ya, 10 sene ömrüm gitti o 1 saatte rahat. evde yutabileceği ne varsa attım alayını o gün.

bir kedinin ip yutması temalı anım da böyle işte.

benim çocuk ucuz yırttı o zamanlar. normalde uzun ipleri yutuyorlarmış mesela, o ip bağırsaklara vs ye dolanıyormuş, ameliyatlık hale gelene kadar fark edilmediği oluyormuş ve müdahale de riskliymiş, dikkat etmek lazım ip gibi şeylere.
kedileri kontrol etmek bir mucize. seneler önce bir kedim plastik su şişesi kapağınin kenarında ki çıkıntıyı yuttugu için bağırsağı tıkandi. rontgen ile tıkanan yeri tespit edilip disaridan müdahale ile alındı. narkozdan da çıktı derken ertesi sabah ne yazık ki kaybettik. meşhur söz kediyi merak öldürür.