kediyi evin içinde kaybetmek

önce açık kapı pencere var mı diye bakılır, evin içinde olduğuna kanaat getirildiği takdirde kendi kendine dönmesi beklenir. yine de tedbirli olmakta yarar var. şöyle ki evin içinde saklandığını düşündüğüm günlerden bir gün ev kapısının önünden gelen maaaavv sesiyle ( yine de önce evde aradım) dışarda kaldığını fark etmişliğim oldu. ben eve girerken aradan kaçmış iki gözümün çiçeği.
zilli kedi tasması çözümdür bence.
her yer kapali olmasina ragmen acaba kacmis olabilir mi korkusunu yasatan, korku dolu ama bir o kadar heyecanli arayistir.
zilli tasmayı ne kadar takmak istemesek de bu sebeple takıyoruz. çözüm sağlıyor.
zilli tasma ve ödül mama poşetinin şıkırtısıyla çözülebilecek durum.
kirli sepetine girdiğini fark edemediğimiz o 10 dk içinde kafayı yemek üzereydik, çünkü hiçbiryerde yok yok yok. daha sonradan kapağı açıp girip tekrar kapatabildiğini farkettik...
siz evin içinde dört dönerken o zevkle bir köşeden sizi izler. seslenme, mama kabı sallama vs kar etmez. hele ki evden çıkacaksam son kez iyi olduğundan emin olmak isterim. çünkü gardroba girip kapısını kapatabilme yeteneğine sahiptir. saç baş dağılmış, ter içinde evden çıkmışlığım çok olmuştur.
minnoş bu işi çok iyi başarır. hiç ses çıkarmadan beni izler.
tasma takmaya çok karşı olmakla birlikte bebek kedilerin ansızın yok olma sevdası sebebiyle çınçınçın ses çıkaran tasmalardan takılarak bi nebze olsun kurtulunabilecek sorun.tabi girdiği yerde uyuyosa yapıcak bişey yok..
canı istemezse bulamıyoruz. ilk geldiği zamanlar acaba camdan mı düştü diye aşağı inip aramıştık. sonra evde birden belirdi. in midir cin midir bilemiyoruz.
tasiniyorduk..
mutfak dolaplarini kolileme işindeydik. hepsi bitti... yani ben öyle sanmistim.
tum mutfak dolap- cekmecelerini acip bise kaldi mi diye bakarken derin cekmeceyi actigimda evin cücük kedisi ali rıza' nin gayet keyifli bi o kadar da "kapat kapat" bakislari ile karsilastim. ne ara o cekmeceye girdi ve biz de onu kapadik bilinmezlerde... oglum orda ne işin var... yani kaybettigimizi bilmedigimiz kedimizi bulma hikayemiz.
evimizde bazen yaşanan durum. genelde elbise dolabında buluyoruz... kendisi çok sever sessiz, sakin yerlerde saklanmayı. az çakal değil. açık bir yer buldu mu orada. yaşlı kurt.
küçük çaplı kalp krizi yaşatan olay. zamanla bu duruma alışmaya başlıyorsunuz, rahat davranmaya başlıyorsunuz ve bunu fark eden minnoş kediniz kaybolma süresini her seferinde artırarak yeniden evin içinde fellik fellik onu aramanızı sağlıyor. ne yalan söyleyeyim zeki yaratıklar valla. ne yapıp edip sizi istedikleri şekilde yönlendiriyorlar.
bana evi, apartmanı, siteyi aratıp, eve dönünce ben hüngür hüngür gitti yavrum diye ağlarken yorganın altından uykudan şişmiş gözlerle çıkıp suratıma aptik aptik bakılmıştır. bir posta da sevinç ağlaması yaşanmıştır. sarılıp tekrar tekrar ağlanmıştır.
bizim ufaklığı yaş mama poşeti sesiyle saklandığı yerden anında çıkarabiliyoruz da büyük yemiyor bu numarayı. o artık şans.
hele de eviniz büyükse pek sık yaşanan bir durumdur. çağırırsınız seslenirsiniz kedi yok. önce kapı ve pencereler kontrol edilir. ahali sorguya çekilir. sonra olmadık bir anda çıkar ortaya kuyruklu. ve siz koca bir ohhh çekersiniz.
hiç yaşamadım bunu ben. sadece binde bir vetenerinere gidecekleri zaman osman kaybolur, ama o da saf olduğundan çocuğum saklanmayı berecemez hemen görürsün. bunun dışında tek bir çağırmayla geliyorlar yani yanına. ismiyle çağırınca gelir ne var der, sizde yok mu böyle bir şey.
  • /
  • 2