covid-19

ilk olarak çin'in wuhan kentinde ortaya çıkmış olan yeni tip corona virüsü. şuana kadar 427 kişi hayatını kaybederken 20.613 kişi şuan bu virüse yakalanmış durumda. virüsün tedavisi için çalışmalar devam ediyor fakat henüz net bir tedavi bulunabilmiş değil. ülkeler şuan çin ile olan alışverişlerine ara vermeyi tercih ediyorlar.

not: konuyla ilgili bir çok başka başlık açılabileceği için konu parçalanıyor. covid-19 başlığını kullanalım derim.
kedilerde corona virüsü ile bu virüs birbirinden farklılar. bu sebeple kediler köpeklerden insanlara bulaşma söz konusu değil. yani 1960 yılından bu yana kedi veya köpekten insana geçtiğine hiç rastlanmamış. kedilerin belki de %90'ında corona virüsü var. stres, kötü beslenme, açlık, susuzluk gibi olumsuz etkenler olmadığı sürece sağlıklı bir şekilde bu virüs ile yaşayabiliyorlar. lütfen evcil dostlarınızı terk etmeyin.

virüsten ölenlerin sayısı 1669 kişiye yükseldi.

http://www.diken.com.tr/coronadan-olenle...
savaşlarda, katliamlarda, doğal felaketlerde olduğu gibi koronavirüs salgını nedeniyle de zarar gören hayvanlar var. karantina altına alınarak kapatılan wuhan şehrinde evlerde bırakılmış 30000 civarında kedi olduğu tahmin ediliyor. o hayvanlardan hayatta kalanları bulup besleyen birisinin videosu var. ücretli mi yoksa bedava mı yapıyor bilemiyorum ama düşünülmesi bile güzel.

kafamda bir sürü soru var ama kedilerle ilgili kısmını danışayım. dr. oytun'un açıklamasını nasıl değerlendirdiniz? kedilerdeki corona bize bağışıklık kazandırır mı ? bu gece uyuyamadım ya corona+ olursak bizi karantinaya alırlarsa, hastaneye götürürlerse kimse gelmez evimize , kimse bakmaz yavrularımıza ne yapacağız bu durumda, planınız var mı?
bir çok farklı isim altında başlıklar açılabiliyor, o sebeple ortak başlık olarak covid-19 başlığını kullanalım isterim.

konuyla ilgili kedvet başkanı, cat hospital baş hekimi tarkan özçetin bir açıklama paylaştı. o açıklamasını burada da paylaşmak isterim.

https://www.facebook.com/setarkan/posts/...

link ölürse diye de yazıyı paylaşıyorum.

bazı sosyal medya platformlarında ve medya organlarında korona virüsü (covıd-19) ile ilgili olarak bulaşmanın kedi köpeklerden olabileceği şeklinde yapılan paylaşımlara ilişkin olarak aşağıdaki açıklamanın yapılmasına gerek duyulmuştur;

yazının tamamını değil de ilk satırları okuyacaklar için yazının sonunda paylaşacağım bilgiyi ne olur ne olmaz diye hemen yazıyorum.
“geçen hafta içinde dünya sağlık örgütü (who) tarafından yayınlanan bir deklerasyona göre kedi ve köpekler dahil evcil hayvanların covid-19 enfeksiyonunun kaynağı olabileceğine dair bugüne kadar herhangi bir kanıt olmadığı açıklandı.”
kısaca, bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalara göre tüm hayvanseverler, hiçbir endişeye kapılmadan, en az evlatları kadar sevdikleri kedi köpekleri ile evlerinde mutlu mesut yaşamaya devam edebilirler.

şimdi uzun uzadıya dünya sağlık örgütü’nün ne kadar saygın, güvenilir, konularında otorite, gerçek bilim insanlarından oluşan, dev bir kurum olduğunu anlatmak istemiyorum ama bu örgüt, son günlerde medyada onlarcasına tanık olduğumuz, uzmanı olsun olmasın her kafadan ayrı bir görüşün beyan edildiği programlara benzemez. dsö bir konu hakkında açıklama yapıyorlarsa binlerce veriyi tarar, en küçük olasılıkları bile dikkate alır, öyle açıklama yapar.
maalesef, gerek ülkemizde gerekse dünyada, hayvanları seven kadar sevmeyen insanlar da var. dünyayı bilemem ama ülkemizde hayvan sevmeyenlerin oranının daha fazla olduğunu tahmin etmek güç olmasa gerek. işte bu insanlar, içlerindeki nefreti kusmak, hayvanları kötülemek için her olayı fırsat biliyorlar. korona virüsü de bunlardan biri oldu.
evet zoonoz olarak tanımladığımız yani hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar yüzyıllardır var. ancak tıp ve bilim alanındaki gelişmeler sonucunda bu hastalıkların neredeyse tamamına karşı koruyucu ve tedavi edici yöntemler geliştirilmiştir. şu da bilinmelidir ki çoğunlukla insanları yine insanlar hasta etmektedir. burada insanlar hastalıkları birbirlerine bulaştırdıkları gibi yine kendilerinin kötü alışkanlıkları ile (sigara, alkol, obezite vb.) hasta olmaktadırlar. evcil dostlarımızın bizi hasta etmedikleri gibi birçok hastalığa yakalanma olasılığımızı azalttığı, yüzlerce bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır.

son yıllarda kuş gribi, domuz gribi, deli dana gibi hastalıkların ortaya çıkışında evcil hayvanların rolü olduğu bilinse de bu hayvanlar çiftlik hayvanıdır ve etleri insanlar tarafından tüketildiği için bulaşma olmaktadır. hayvan refahının hiçe sayıldığı, daha çok kar etmenin tek amaç olduğu endüstriyel üretim koşulları bu hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. çiftlik hayvanların biyolojik sınırlarını zorlayan bu endüstriyel üretim koşulları değişmedikçe gelecekte daha birçok yeni hastalık, sağlığımızı tehdit edecektir.
çin gibi yemek kaynağında sınır tanımayan ülkelerin bu tür viral hastalıkların kaynağı olmasına da şaşırmamak gerekir. korona virüsünün (covıd-19) ortaya çıkışının, insanlarca yenen yarasa ve yılanlar olduğu düşünülmektedir. çin’de kedi ve köpek dahil bir çok evcil ve vahşi canlı türünü geleneksel olarak yüzyıllarca yenilmesi akıllara neden şimdi hastalıklar çıktı sorusunu getiriyor. burada hastalıkların asıl kaynağının çin’de son yıllarda sayıları hızla artan ve günümüzde 15 bine yaklaşan hayvan pazarları olduğu düşünülüyor. korkunç şartlarda evcil, vahşi binlerce hayvanın bir arada bulundukları ve hiçbir denetime tabii olmayan bu pazarlar sadece çin için değil tüm dünya’nın sağlığı için mutlaka kapatılmalıdır.

kamuoyuna saygıyla duyurulur…
dr.tarkan özçetin
kedvet başkanı
doç. dr. oytun erbaş'ın konuyla ilgili açıklamasını da şuradan okuyabilirsiniz.

https://www.ajanimo.com/doc-dr-oytun-erb...
aşağıdaki linkten de dünya genelindeki virüs istatistikleri, rakamları güncellenerek paylaşılıyor.

https://www.worldometers.info/coronaviru...
bize yavrulardan bulaşmaz onu biliyorum ama merak ettiğim vücudumuz kedilerde bulunan fcov'u tanır mı? bu yolla covid-19 'a bağışıklık gösterir mi ?
istanbul veteriner hekimler odası da evcil hayvanlar ile şuanda gündemde olan covid-19 hastalığının bir bağlantısı olmadığı belirten bir açıklama yayınlamış.

http://m.bianet.org/bianet/saglik/221439...
şimdi sağlık bakanının açıklamasına göre hasta olan 89 yaşındaki 1 kişi hayatını kaybetmiş. türkiye'deki vaka sayısı da 51 kişi artarak toplam 98 kişi olmuş. %50 yi evde zor tutuyoruz. bir sokak röportajında eleman "nerede virüs, hani ben göremiyorum, yalan şeyler bunlar, ölenler eceliyle ölüyor, önleme mönleme gerek yok" diyebiliyor.
az once haberlerde ölüm allahtan diyip tedbirleri ugulamayanlari da gordum yok arkadas once su cahilliği bitirmek lazim memlekette umrecilere deginmiyorum bile...
8. günde türkiye'deki ölü sayısı 2'ye yükseldi. 2. ölüm vakası 61 yaşındaki erkek bir vatandaşımız. bugün vaka sayısı da 93 kişi artarak toplam 191 kişi oldu. 3. faza geçilmesi çok yakın diye düşünüyorum.
168 yeni vaka ile toplamda 359 hastamız oldu. ölü sayısı 4'e yükseldi.

bugün en çok konuşulan konu eski kara kuvvetleri komutanı aytaç yalman'ın koronavirüs sebebiyle ölmesi ve bunun gizlenmesiydi. tanınmış biri koronavirüs sebebiyle ölür, bu ölüm gizlenir. sonrasında gerçekler ortaya çıkar ve sonuçta şeffaflığınız sorgulanır, herkesin güvenini kaybedersiniz. aytaç yalman tanınmış biri olmasaydı bu durumu acaba öğrenebilecek miydik? ölümü gizlenen kim bilir daha kaç kişi var? vaka sayısı gerçekte acaba kaç?

bir diğer konu ise türkiye'nin 500bin test kitini abd'ye sattığıydı. sağlık bakanı sanırım bunu doğruladı. günde 2000 test yapamıyorsun, yaptığın testlerde %10 a yakın pozitif sonucun var. gidip test kitlerini amerika'ya satıyorsun. kaç gün oldu hala test yapılan laboratuvar sayın 18 ve test uygulanan hastane sayın 30. bu tür virüsler ilk yayılımda insanların %60'ına bulaşmadan durmuyor. biz hala bize bir şey olmaz kafasındayız. umarım bu salgın çok uzun sürmez.
ölü sayisi 9 olmuş yaşlılar hala sokakta geziyor aklım almiyor ya biri bu yaşlıları durdursun
hava güzel bir uludağ yapalım diyenler, ege kıyılarına hücum edenler, urfa'da camiye nasıl sokmazsınız diye kapıları tekmeleyenler, istanbul'da gezmeye çıkanlar nedeniyle kilitlenmiş trafik, neredeyse tıklım tıklım dolu sahil kenarları. virüs değil bu insanlar daha ürkütücü.
65 yas ustune sokaga cikma yasagi geldi cok şükür..
kullandıkları eldiven ve maskeleri araba park yerlerinde, apartman önlerinde yere atma yarışı başlamış. bencil, leş gibi insanlarla yaşıyoruz!
vaka sayisinda 197 ulkede 15. siraya yerleşmişiz...
en çok da sevgili bebek kedim için beni eve hapseden korkunç salgın virüsü.