kedilerin gariplikleri

oynadığı nesneleri su kabına atıp içinden patisiyle almaya çalışmak gibi bir huyu var benim küçüğün. oynadığı şey ne olursa olsun biz bakmıyorken gidiyor suyun içine cup diye atıveriyor, sonra da patileriyle geri alıp oynamasına devam ediyor. biz üstüne su atsak kızar ama patilerini kendisi ıslatınca sorun yok.
yakaladığı kocaman sineği ağzında taşıyıp bana getirmesi. hediye verdi sağolsun.
top atınca köpek gibi getiriyor bir de sevdiği oyuncaklarını mama kabının içine koyuyor.
evde yürümek veya koşmak yerine jet hızıyla kayarak hareket etmesi. bazen virajı alamayıp sağa sola girmesi.
sizinle çarpışma durumunda bacağınızda morluklara yol açabilir. 7 kiloluk süratli bir kitle sonuçta.
etrafta bir sinek bile yokken görünmeyen varlıklara korku dolu gözlerle bakıyor gibi yapması. yeterince korkutucu.
yemekte yanıma gelip bişey istediğini belli etti, peynir verdim yok, et verdim o da değil ve bu arada tabakta 1 dilim kavun kaldığını farkedince patiyi batırıp kendisi aldı kavunu.
boş bir odada sanki görünmeyen biri varmış gibi bakması ve beni korkutması.
siyah lastik tokaya karşı alerjisi var oğlumun en sevdiği oyuncağı getir dersin avucunun içine bırakıverir sen atarsın o yine getirir bir de su kabının içine atar ama suya sabuna dokunmaz patisi gelir ısırır sende gider alırsın suyun içinden ☺️
(bkz: avcılık simülasyonu)

en yakın akrabaları savanalarda, cangıllarda oradan oraya atlayıp avlanırken bizim gariban felis catuslar malum 4 duvara hapsolduklarından kendi kendilerine avcılık hareketleri yaratıyorlar, yaratmak zorunda kalıyorlar.

hepimizin malumu, evin içinde bu garibanlar en fazla sinek, hamamböceği, hadi bahçeli evse kuş vb. avlayabiliyorlar. bizimki de * geçenlerde eve dadanan at sineğini avlayıp yedikten sonra * avlanma konusunda kendisine yeni bir yol geliştirdi: mama avı.

evet, kuru mamasını kabından atıyor, yerde bir iki tekmeliyor oynuyor, sonra ağzına alıyor, ağzından tekrar atıyor, yine oynuyor, yine ağzına alıyor, yine atıyor, yine oynuyor, nihayetinde de yiyor.

anladığım kadarıyla, sinek avlayıp yediğinde aldığı hazzı tekrar arıyor şu anda, onu da ancak mamasını avlayarak yakalayabiliyor. * *
çöp kamyonu geçerken mirket gibi iki ayağı üzerine dikilmesi.
saad-a dan 3 saat ayrılsa eve gelince 3 aydır ayrı gibi davranıp şirinlik yapması
kereviz sevmesi
karpuz yemek için her numarayı yapması
mercimek çorbası piştiğinde deliye dönüp yemeyi başarıncaya kadar miyavlaması
evdeki eşyaların yerini değiştirmesi, bazılarını beğenmeyip etkisiz hale getirmesi :)
gece üçte oyun oynamaya karar verip sizi uyandırması. (he ben uyanmam uykum ağırdır diyen beri gelsin)
gece üç dört fark etmez benim uykumun en tatlı anı olsun yeter yavaşça vücuduma tırmanıp kafasını çenemin altına yerleştirmek suretiyle boynumu emerek uyur ıslak bununu yediğim tek sorun kendisi on kilo olduğu için göğüsüme dayadığı vücuduyla nefes almamı imkansız kılıyor ne yazık ki.
yogi gibi oturarak uyumaları
özellikle gece saatlerinde içine şeytan kaçmış gibi anlamsızca sağa sola koşturması.
içme suyunu koyduğum tüm kaplarla bir alıp veremediği var ama henüz çözemedim. sürekli bir devireyim, bir pati atayım, ıslatayım parkelerin üstüne pati izimi bırakayım serzenişi mevcut.
top ve oynayabilsin diye top haline getirdiğim çorapları su kabına atıp ıslatması. çıkarıyor, yuvarlıyor ıslaklığı belli seviyede tutması gerekiyor. seviye azalmaya başladığında tekrar baştan alıyoruz. gece gündüz farketmez en sevdiğimiz şeylerden biri
mamasını önce su kabına götürüp (patisinin içiyle tek tek götürüyor) ıslattıktan sonra yemesi halen tuhafıma gidiyor
minnoş kuzusu yeni yıkanmış çamaşırları koklar, temiz yatak içine girer, dolaba, buzdolabı arkasına saklanır, kablo ve üçlü priz aşığıdır. aklıma geldikçe eklerim.
  • /
  • 3